• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Hayatimiz-FEN/193354684027651
Üyelik Girişi
Ne Aramıştınız?
Her güne bir dua

Site Haritası
Recep GÖLÜKÇÜ
golukcu@hotmail.com
SINAVA GİRECEK ÖĞRENCİLERİN AİLELERİNE ÖZEL BİR NOT-2
10/02/2012

ÇOCUĞUNUZUN KAYGISINI ARTIRMAYIN

Üniversite giriş sınavlarına hazırlanan bir öğrencinin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır: Birinci sebep bütünüyle gerçek ve akılcı bir temele dayanır. Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alacak olmaktan kaygı duymak, doğal ve yerinde bir durumdur. Ancak ikinci sebep, birincisi gibi gerçek ve akılcı bir temele dayanmaz. ’Anneme - babama ne diyeceğim? ’Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım?’, ‘Akrabalarımın önüne nasıl çıkacağım?, ’Tanıdıklarıma karşı mahçup olacağım?’ gibi düşünceler sınavlara hazırlanan öğrencinin kaygısını yükseltir.
    Her konuda olduğu gibi sınavlarda başarı için de belirli bir düzeyde kaygıya gerek vardır. Giriş sınavlarına hazırlanan bir genç çok ender rastlanabilecek çok az sayıda kişi hariç öğrenme ve başarı için gerekli olan düzeyde kaygıya sahiptir. Öğrenmeyi, akıl yürütmeyi ve sınav başarısını olumsuz yönde etkileyen, temelinde öğrencinin kendine güvensizliği altında yatan yüksek kaygıdır. Gencin kendisine güvensizliği ise önemli ölçüde anne ve babasının bilerek veya bilmeyerek uyguladığı eğitim ve yaklaşımların sonucudur.
    Anne-babanın çok küçük yaştan başlayarak yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, çocuğun dayak, hırpalama gibi cezalarla eğitilmesi, yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla nitelemek (haylaz, tembel, sorumsuz, dağınık, pısırık, yavaş, vb...) çocuğun kendine olan güvenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başaçıkmak çok zordur.
Çocukların sınava hazırlandıkları sırada anne-babalara düşen en önemli görev, çocuklarının çalışma isteğini artırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek için kaygı yükseltici yaklaşımlardan kaçınmaktır’. Bu kadar çalışmayla kazanamazsın...’ ‘ Bu kafayla gidersen zor kazanırsın...’ ‘Amcanın oğlu Robert Lisesi’ ni kazandı, bakalım sen ne yapacaksın...’ ‘ Teyzenin kızı tıbbı kazandı , çalımından, havasından yanına varılmıyor, aman bizi mahçup etme...’ türünden yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmez tam tersine, yükselen kaygı sebebiyle onu adeta ‘ kıpırdayamaz’ duruma getirir.

 


    Başka cocuklarda bulunan üstünlükleri onda da görmek istiyorsak bunları ona duyurma ya da sezdirmeyi yeterli saymalıyız. Sert davranışlar, geçici olarak çocuğa yön verirmiş gibi görünürsede sürekli gelişme ve başarıyı sağlamaz.
ÇOCUĞUNUZUN SINIRLARINI ZORLAMAYIN
    Kendi özlemlerinizle çocuğunuzun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz girebilse İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyabilir veya kazanabilse tıp fakültesini bitirerek iyi bir doktor olabilir. Ancak çocuğunuzun kapasitesi binlerce kişi arasından sıyrılarak bu yerlere ulaşmaya yeterli olmayabilir. Bu iki durumu birbirinden ayırın ve içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun beceriksiz olduğunu düşünmeyin Çünkü bu düşüncenizi nasıl olsa hisseder veya duyar.
    Çocuğunuzun sınırlarını anlayabilmek için bir uzmanın görüşüne başvurabileceğiniz gibi, bu konuda kendiniz de gerçeğe çok yakın bir tahminde bulunabilirsiniz. Bunun için kullanacağınız ölçüt, çocuğunuzun okul hayatında ve okul dışı faaliyetlerinde göstermiş olduğu başarı düzeyidir. Çocuğunuz sınıfında ders başarısı açısından ön sıralarda yer alan, sosyal faaliyetlerinde girişken ve liderlik özelliği olan, belirli bir ders veya alandaki başarısı öğretmenlerinin veya çevresindekilerin takdirini kazanan biriyse ne mutlu size. Bu takdirde çocuğunuzla ilğili beklentilerinizi yüksek tutmakta gerçekçi sebepleriniz var demektir.
Eğer çocuğunuz sınıflarını ‘ancak’ geçebildiyse, sınıfını geçerken çeşitli yardımlara ihtiyaç duyduysa, öğretmenleri kendisini, “Biliyor ama bildiğini ortaya koyamıyor” veya  “Çalışsa yapar, ancak çalışmıyor” diye değerlendirdiyseler, okul dışı hayatında dikkat çekecek hiçbir özel başarı göstermediyse, çocuğunuzun uyumlu bir insan olması ve meslek hayatında başarı göstermesi yine de mümkündür. Ancak okul veya üniversite seçiminde beklentilerinizi çok yüksek tutmamanızda yarar vardır.
    Bir cümleyle özetlemek gerekirse , çocuğunuzla ilgili beklentilerinizi kontrol edin ve ideallerinizin onun sınırlarını zorlamasını önleyin.
SİZİN DEĞER VERDİKLERİNİZ NELERDİR?
    Yukarıda anlatılanlardan, çocuğunuza ‘çalış’demeyin anlamını çıkarmayın. Çocuğunuzun başarısı için maddi-manevi fedakarlık yaptığınız ve gayret gösterdiğiniz doğrudur. Bunun karşılığını beklemeniz son derece doğaldır. Ancak çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın. Eğer sonuç istediğiniz gibi olmazsa, çocuğunuzun elinden gelenin bu kadar olduğunu da kabullenin.Siz sofrada kitap konuşan, güzel sanatlardan söz eden ,eğitim düzeyiniz ne olursa olsun kendisini yetiştirmeye çalışan ve okuyan bir insansanız, büyük bir ihtimalle çocuğunuzun başarısızlığı da geçicidir. Bu defa olmasada gelecek defa başarılı olacaktır. Siz okumak için elinize gazeteden başka bir şey almıyorsanız ,çocuğunuz büyürken bir kitapla ilgili tartışmaya tanık olmamışsa, sofranızda sadece artan fiyatlar, alınan ve satılanlar, kazanılan ve kazanılamayan paralar konuşuluyorsa, o zaman o da ‘başarı’ konusunda sizi örnek almış demektir.
    Ancak siz kendinizi birinci grupta değerlendirebilir ve buna rağmen çocuğunuzun başarısını yeterli görmeyebilirsiniz. Bu ender rastlanan bir durum değildir. Bu durum pek çok ailenin başına gelmektedir. Çünkü bazı çocuklar hayat başarısını ‘okumak’ ve eğitimin dışında görürler. Bunu da çocuğunuzun ‘seçimi’ olarak görmeniz yerinde olur. Bu noktada olgun insanın tanımını hatırlamakta yarar vardır. ’Olgun insan sonucunu değiştiremeyeceği olayları kabul eder.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
4106 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇOCUKLARDAKİ OLUMSUZ DAVRANIŞLARI OLUMLUYA ÇEVİRME YÖNTEMLERİ-1 - 22/03/2016
Çocuklarımızı olumlu yönde geliştirmek istiyorsak anne babanın evetleri gerçek “evet”, hayırları gerçek “hayır” olmalıdır. Anne farklı baba farklı davranırsa çocuk anneye karşı başka davranan babaya karşı başka davranan bir çocuk olacaktır.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–14 - 17/04/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişiler yaptıklarınıza bir yenisini ekleyin. Onlar için bir şeyler yaptığınızdan ve bunu seve seve yaptığınızdan, sevdikleriniz için bir şeyler yapmaktan gocunmadığınızdan eminim.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–13 - 17/04/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilere kendileriyle ilgili olsun ya da olmasın herhangi bir konudaki endişelerinizi söylemekten çekinmeyin. Endişeli olmak insanı gerebilir. Bu da davranışa yansır. Kişiyi olduğundan daha asabi ve saldırgan yapar.
EĞİTİM VE BİZ - 17/04/2014
ğitimi bir üçgene benzetmek mümkündür. Bu üçgenin bir köşesinde öğretmen(okul), bir kösesinde öğrenci, diğer köşesinde de veli vardır. Okul-öğrenci-veli üçlüsü arasındaki iletişim kuvvetli olursa eğitimde kaliteyi yakalamak kolaylaşır.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–12 - 05/03/2014
Seven kişi sevdiği kişi ya da kişilerin mutlu olmalarını isteyecektir.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–11 - 18/02/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişiler hakkında iyimser olmaya dikkat edin. Sevdiğiniz kişiler hakkındaki iyimser düşüncelerinizi pekiştirin. Bu da onların davranışlarında ve sözlerinde görünüşte bulamasanız bile mutlaka bir iyi niyet arayın.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–10 - 27/01/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin iyilikleri karşısında teşekkür etmeyi ihmal etmeyin. Toplumda maalesef çoğu zaman samimiyetler laubalilikle karıştırılır. Sevdiklerimize teşekkür etmek, onlardan gerektiğinde özür dilemek çoğu kez ihmal edilir.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–9 - 19/01/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilerce özel olan neyse onu bulun ve ona siz de özel muamele yapın. Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin değer verdiklerine değer vermeniz, onların önemsediklerini önemsemeniz sevdiğiniz kişi ya da kişileri mutlu edecektir.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–8 - 12/01/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin duygularına öncelik verin. Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin ne hissettikleri ya da ne hissedecekleri sizin için önemli ve öncelikli olmalıdır.
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret3999690
Her güne bir hadis

Hava Durumu
Anlık
Yarın
20° 6°