• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Hayatimiz-FEN/193354684027651
Üyelik Girişi
Ne Aramıştınız?
Her güne bir dua

Site Haritası
Recep GÖLÜKÇÜ
golukcu@hotmail.com
ÇOCUKLARDA KORKU
23/02/2011

   Korku duygusunun insanoğlunun hayatta kalabilmesini sağlayan bir işlevi vardır. Korku, tehlikeyi algılamamızı ve kendimizi korumamız için alarmda olmamızı sağlar. Korku denilen ve sahibini strese sokan o duygu olmasaydı insanın tehlikeli durumlara karşı tedbirli olması düşünülemeyeceğinden doğrudan tehlikeli durumla iç içe olabilirdi. “Cıs” diyerek çocukları sobadan uzaklaştıran anneler aslında çocuğun sobadan korkmasını sağlayarak sobaya yaklaştırmamayı amaçlamaktadır. Yani soba korkusu çocuğu sobadan ve yanma tehlikesinden uzak tutar. Çocuk sobadan korkutulmamışsa doğrudan kızgın sobaya dokunacak ve muhtemelen yanacaktır. Hâlbuki kazandırılan soba korkusu onu yanma tehlikesine karşı tedbirli olmayı da öğretmektedir. Dikkatle düşündüğünüzde; korku hissedilen bütün durumlarda, olası bir tehdit, tehlike, kayıp ya da zarar riski ve belirsizlik olduğunu anlarız. Bu gibi bir durumda; ya kaçıp kurtulmalı, ya bir çözüm üretmeli, ya da durumu kabullenmeliyiz.

 


 Çocuklarda anlık korkular olabileceği gibi, bazı korkular belli bir dönem ortaya çıkıp bir süre devam edebilmektedir. Şimdi bu tarz korkuların üzerinde duralım:
 Korkular en yoğun olarak okul öncesi dönem olan 2–6 yaşlar arasında ortaya çıkar. Bu dönemde hayali unsurlar çocukların korku konularıdır: Hayaletler, canavarlar gibi. Gök gürültüsü, şimşek çakması… vb. doğa olayları da bu yaşlarda korkutucudur.
 Çocuklar doğa olaylarını bu yaşlarda birer canlı olarak algılarlar. Çocukların gözünde cansız nesneler de insan ve hayvanlar gibidir. Zihinsel gelişimin ilerlemesine paralel olarak, korkuların ana karakterleri de değişir. Çocuk okul çağına geldiğinde, yaşa bağlı olarak, korkulan şeyler hayali karakterler olmaktan çıkar. Bedensel zarar görme korkusu, hayvanlar, hırsızlık gibi olgular artık korkularının ana konuları olur. Burada dikkatimizi çeken şey, korkuların artık okul öncesine nazaran daha somut ve gerçekçi bir hal almış olduğudur. Okul döneminde hayal ve gerçek, küçük çocuklara göre daha iyi ayırt edilebildiğinden, büyük çocuklar küçük çocuklarla karşılaştırıldıklarında, korkutucu rüyaları daha seyrek görürler.

 

 Çocukluk dönemine özgü bu anlattığımız korku türleri dönemseldir. Çocuklar gelişimlerini devam ettirdikleri için, bir süre sonra bu korkular kaybolur. Ufak tefek korkular, ebeveynlerin mantıklı birtakım açıklamaları ve çocuğa destek olmaları yoluyla kolayca aşılabilir. Çocuğunuz korkusunu dile getirirken onu gerçekten dinleyin. Çocuklarımızın korkularını küçümsemek, korkmasının anlamsız olduğunu söylemek, çocuğumuzdan korku duygusunu yok saymasını istemek ise çocuğumuz için destek değildir. Böyle bir yaklaşım, tam tersine, çocuk açısından işleri zorlaştıracaktır.
 Fobi ve korku iki farklı kavram olarak geliyor kulağa. Fobi dediğimizde sanki daha vahim bir şeyden bahsettiğimiz algısını yaşıyoruz. Bazı fobiler süreklilik gösterebilir. Bu durumda uzman yardımı gerekir. Bazı fobiler ise yine ebeveynin desteğiyle ortadan kalkabilir.
 Bazı korkular dönemsel değil, erişkinlik yıllarına da taşınabilecek türde korkular olabilir. Uzman yardımı gerektirirler. Çocuğun yaşadığı bir olumsuz olay sonucunda edinilen korkulardır bunlar. Örneğin çocuk gerçekten bir hırsızlık olayı yaşamış olabilir. Bir kazaya şahit olabilir. Yangın, doğal afet gibi bir takım olaylar yaşamış da olabilir. Bunlar çocukta travma etkisi yapacağından bu korkuları yaşayarak öğrenen çocuklarda davranışlarında da gözle görünür bir gerileme gözlenebilmektedir. Ya da anne ve babanın çocukla baş etmek için kullandığı korkutma/yıldırma yöntemlerinin sonucu olarak çocukta bir takım korkular gelişir. Örneğin anne, “beni üzersen hastalanır ölürüm, annesiz kalırsın” ya da “seni bırakır giderim” diyor olabilir. Bu söylemler de çocuğu kaygılı yapar. Anne/babadan ayrılmak istemez. Günlük yaşam rutini sekteye uğramaya başlar. Aynı evin içinde sık sık anneyi yoklamalar, gündelik ayrılıklara büyük tepkiler gösterme gibi davranışlar başlayabilir. Bütün bunların üzerine anne gerçekten hastalanırsa çocukta suçluluk duygusu da gelişebilir. Çünkü kendi yaptığı yaramazlıkların sonucunda annesinin hastalandığını da düşünebilir
 Bazı çocuklar da aşırı kollamacı tutumlar sonucunda birçok şeyden ürkerek yetişiyorlar. Tehditkâr cümleler kullanmasalar da, aslında bu aileler kendi yaşadıkları korkuları çocuklara yansıtarak, çocukta bu etkiyi meydana getiriyorlar. Çocuğun her koşulda sokağa asla yalnız çıkmasına izin vermeyen bir anne düşünelim. Çocuk ilk başlarda buna karşı çıkmış bile olabilir. Çünkü çocuklar doğal olarak kendi başlarına bir şeyler başarmayı isterler. Fakat bir süre sonra annenin bu tutumu çocuk tarafından da benimsenir ve çocuk, kendisinden beklense bile sokağa yalnız çıkamamaya başlar. Bu durum, aynı zamanda genelleme yapılarak genel bir özgüven eksikliğine de dönüşebilir. Çocuklar anne ve babalarının tepkilerini kendilerine örnek alırlar. Anne ve baba bir olay karşısında soğukkanlı ise, çocuk da aynı olaya soğukkanlı olma yönünde tepki verir. Eğer olaya anne-baba panikle ve korkuyla yaklaşıyorsa çocuk da yetişkini gözlemleyerek aynı duyguya kapılacak ve benzer tepkiler verecektir.

 


 

 Çocuklar korktukları şeyden kaçındıklarında rahatlıyor olabilirler. Ancak bu anlık bir rahatlamadır ve işler daha çok karışabilir. Korkudan kaçınmak yarar sağlamaz.

 Çocuğunuz gerçek bir tehdit altında ya da tehdit yokken korkarak ağlamaya ve tepinmeye başlayınca onu durdurmaya çalışmayın. Hissettiği negatif duyguyu ağlayıp tepinerek bedeninden atabilir. Eğer bu tepkilerine izin vermeden onu avutmaya çalışırsanız, negatif enerji bedeninde hapsolur ve bu gerginliği daha uzun zamanlara yayılır




Paylaş | | Yorum Yaz
2012 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇOCUKLARDAKİ OLUMSUZ DAVRANIŞLARI OLUMLUYA ÇEVİRME YÖNTEMLERİ-1 - 22/03/2016
Çocuklarımızı olumlu yönde geliştirmek istiyorsak anne babanın evetleri gerçek “evet”, hayırları gerçek “hayır” olmalıdır. Anne farklı baba farklı davranırsa çocuk anneye karşı başka davranan babaya karşı başka davranan bir çocuk olacaktır.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–14 - 17/04/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişiler yaptıklarınıza bir yenisini ekleyin. Onlar için bir şeyler yaptığınızdan ve bunu seve seve yaptığınızdan, sevdikleriniz için bir şeyler yapmaktan gocunmadığınızdan eminim.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–13 - 17/04/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilere kendileriyle ilgili olsun ya da olmasın herhangi bir konudaki endişelerinizi söylemekten çekinmeyin. Endişeli olmak insanı gerebilir. Bu da davranışa yansır. Kişiyi olduğundan daha asabi ve saldırgan yapar.
EĞİTİM VE BİZ - 17/04/2014
ğitimi bir üçgene benzetmek mümkündür. Bu üçgenin bir köşesinde öğretmen(okul), bir kösesinde öğrenci, diğer köşesinde de veli vardır. Okul-öğrenci-veli üçlüsü arasındaki iletişim kuvvetli olursa eğitimde kaliteyi yakalamak kolaylaşır.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–12 - 05/03/2014
Seven kişi sevdiği kişi ya da kişilerin mutlu olmalarını isteyecektir.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–11 - 18/02/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişiler hakkında iyimser olmaya dikkat edin. Sevdiğiniz kişiler hakkındaki iyimser düşüncelerinizi pekiştirin. Bu da onların davranışlarında ve sözlerinde görünüşte bulamasanız bile mutlaka bir iyi niyet arayın.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–10 - 27/01/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin iyilikleri karşısında teşekkür etmeyi ihmal etmeyin. Toplumda maalesef çoğu zaman samimiyetler laubalilikle karıştırılır. Sevdiklerimize teşekkür etmek, onlardan gerektiğinde özür dilemek çoğu kez ihmal edilir.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–9 - 19/01/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilerce özel olan neyse onu bulun ve ona siz de özel muamele yapın. Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin değer verdiklerine değer vermeniz, onların önemsediklerini önemsemeniz sevdiğiniz kişi ya da kişileri mutlu edecektir.
SEVGİNİZİ ARTIRMANIN YOLLARI–8 - 12/01/2014
Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin duygularına öncelik verin. Sevdiğiniz kişi ya da kişilerin ne hissettikleri ya da ne hissedecekleri sizin için önemli ve öncelikli olmalıdır.
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret3999690
Her güne bir hadis

Hava Durumu
Anlık
Yarın
20° 6°