• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Hayatimiz-FEN/193354684027651
Üyelik Girişi
Ne Aramıştınız?
Her güne bir dua

Site Haritası
Bu sayfada üyelere özel yazılar bulunuyor. üye girişi yaparak bu yazıları görüntüleyebilirsiniz.

Burayı tıklayarak üye girişi yapabilirsiniz.
Burayı tıklayarak üye olabilirsiniz.

SOMA'DA TURİZM
                Antik yazarlarin bahsettiği ve sikkeler üzerinde görülen  Gharma-Gherme isminden Soma  dolaylarında antik bir yerleşim oldugu ve kurulusunun I.Ö.2. yüzyilin baslarina kadar gittigi bilinmektedir. Kesin olarak lokalize edilmemis bu yerlesmenin Soma'nin güneyinde dogal set gibi yükselen Tuzlutepe'de kale kalintilarindan, Asartepe'de ve Bagarasi  mevkiinde yapi kalintilarini rastlanilmasi nedeniyle bugünkü(Tarhala) Darkale köyü ve civarina rastladigi düsünülebilir.Burada yapilacak detayli bir yüzey arastirmasi sonucunda bölgenin tarihsel geçmisini somut verilerle ortaya çikarmak mümkün olabilir. Simdi Ankara Milli Kütüphanede muhafaza edilmekte olan Manisa mahkeme-i   Ser'iyye sicillerinden 1596 yilina ait (cilt:19.varak 181'de) olan bir sicilden 434 yil öncesinde Darkale'nin Tarhala adli bir kaza merkezi oldugu anlasilmakta, Tarhala sözcügünün de ''Hendekler, Arklar ve Tabyalar''anlamina gelen ”Tafralar ve ya Tifrala''sözcügünden geldigi ileri sürülmektedir. Darkale adi ise ‘'Salname-i Osmani''de geçmektedir.

               Bugünkü Darkale yerlesime eski yapisal özelliklerini muhafaza etmekte olup,Soma ovasina hakim Tuzlu, Temni ve Asarli tepeleri olarak bilinen dogal yükseltilerden Asarli tepenin Dibekderesi ile, çokluca çayi arasinda kalan yamaci üzerine kurulmus bir köydür. Mindervis, Kirkoluk ve Ulu kapi diye anilan kapidan veya kapilardan girildigi bilinmektedir. Osmanli döneminde kaza merkezi olan Darkale simdi küçük bir köy yerlesimidir. Darkale köyünün günümüze kadar gelen evlerinin konumu, mimarisi ve sokak dokusu Osmanli devri özelliklerini tasimaktadir.

            Çokluca çayini izleyen bir yol ile Soma'ya baglanan Darkale'nin en dikkate deger özelliklerinden biri dogalliginin bozulmamis olmasi ve yesil bir bitki örtüsüne sahip olmasidir.

            Ilçe merkezi ile ulasimi sağlayan yolun paralelinde devam eden derenin yataginda, köye girisin sol tarafinda, yakin zamana kadar kullanilmakta olan, bugün kendi haline terk edilmis bir hamam yer alir. Hamamin ayakta kalan soyunma mahallinin dört duvari yaninda kubbeli olan halvet ve yikanma yerleri ise oldukça iyi durumdadir. Köy yolu Kirkoluk Camii önünde asirlik ve görkemli çinar agaçlari ile son bulur.

             Darkale köyüne özellik veren en güzel ve önemli yapilardan biri olan Kirk oluk camii zemin arti tek katli yigma bir yapidir. Camii kismen tonozlarin tasiyici ayaklari üzerine oturur.Son cemaat mahallini ise iki ahsap ayak, bir tas yigma ayak tasimaktadir. Birinci kat caminin ibadet mekani olarak kullanilmakta  ve son cemaat yerine sonradan betona dönüstürülmüs merdivenle çikilmaktadir. Zemin katta tonoz üzerindeki bos hacimler depo olarak kullanilmaktadir. Zeminin sol tarafinda orjinalligini muhafaza  eden ve camiye de isim veren Kirkoluk çesmesi bulunmaktadir. Caminin pencere üstleri ve son cemaat yerinin ahsap ayaklari üstündeki kemerler, renkli çiçek motifleri ile süslüdür. Bagdadi çitalar üzerine siva yapilarak tespit edilmis resimler hale hazirda bakimsiz ve kismen dökülmüs durumdadir. Tescilli cami XVII.Yüzyil Osmanli mimarisi özelliklerini tasir. Kirkoluk caminin yaninda bulunan bugün çamasirlik denilen eski yapi halen islerligini sürdürmektedir. Köy içine dogru çesitli eski eserlerle süslenmis yol, köyün en yüksek noktasina kadar devam etmekte ve buradaki minareli cami ile son bulmaktadir. Söz konusu cami XVI. Yüzyilla tarihlenebilecek minaresi ile orjinalligini devam ettirmektedir. Minarenin sekizgen kürsüsündeki devsirme malzeme, buradaki yerlesmenin Islami devirlerin çok öncesine kadar gittigini gösteren en önemli kanittir.

        Darkale'de Osmanli dönemine tarihlenen sivil mimari yapilanma cografi konum ve iklimin verdigi imkanlar yaninda geleneksel anlayisa göre sekillenmistir. Dag ve yayla evleri olarak niteleyebilecegimiz buradaki konutlara yer, isçilik   ve malzeme kisitligi daha basit ama orijinal ve tarihsel bir görünüm kazandirmistir.

        Darkale  evlerinin  en  büyük  özelligi  bitişik  olmalarıdir. Duvarlarin  içinde  hatillar ve  bunlari  baslayan  kusaklarin  uçlarin  kesilmeden  birakilmistir.  Böylece  duvar  sathindan ayrilan  bu  agaçlar  mimariye  farkli  bir  görünüm kazandirmistir.  Evlerin  tasiyici  sistemi yigma  tastir.  Duvar  ve  siva  harci  olaraktan  çorak  denilen  sadece  toprakla  yapilmis çamur  kullanilmistir.

      Konutlar  çogunlukta  zemin  +  bir  kattir.  Zemin  kat  evin  temelini  olusturur  kapidan girilen ilk  mekana  hayat  denir.  Bazi  evlerde  ise  ara  kat  mevcut  olup  hayat  tabir  edilen  mekandan  ara  kata  ahsap  merdivenle  çikilmaktadir.  Iç  avlunun  zeminin  çogunlukla tas  kaplamalidir.  Bu  yüzden  taslik  veya  avlu  adini  almaktadir.  Iç  avluda  genellikle  ocak,  ambar,  ahir  ve  kiler  bulunmaktadir.  Ahirlarin  sokaga  açilan  bir  kapisida  bulunmaktadir.

     Evlerin  içlerindeki  açik  sofalar  ve  odalar  ahsap  kaplama  olup  badana  ile  sivalidir . Iç hacimler avludan  ve  sofadan  gelen isikla  iç  açici bir görünümdedir  kullanisli  iç  taksimata  sahip  bulunan  evlerin  çogunda  iç  avluda zeminden  ayrilarak  direkler üzerine  oturtulan  ahsap tek kollu  bir  merdivenle  açik  sofalara  çikilmaktadir  .  Sofa  çevresi  odalarla  çevrili olup  sokaga  bakan  tarafi  ise  ahsap  kafes  panolarla  kismen  kapatilmistir .  Kafeslerin  tümü kemerli  revak  görünümünde  olup  renkli  bitki  motifleriyle  süslüdür  .   Bu  renkli  bitki  motifleri  bazi  evlerin  tepelerinide  süslemektedir. Evlerin  en  önemli  ögeleri  odalaridir  .Odalar  çesitli  fonksiyonlarda  kullanima  özelligine  sahip  büyüklüktedir  .iç  avluda zeminden  ayrilarak  direkler üzerine  oturtulan  ahsap tek kollu  bir  merdivenle  açik  sofalara  çikilmaktadir  . Odalarda  ahsap  yüklükler  ,  rafli  dolaplar  ve  tabakliklar  bulunmaktadir.  Pencereler  sade  olmakla  birlikte bire  iki  nispetinde  ölçülü  ahsap  pervazli  giyotin  detaylidir.  Dis  cephe  pencereleri  ahsap  kafesli,  ahsap  parmaklikli  oldugu  gibi  ahsap  kapaklar  korunma  elamani  olarak kullanilmistir. Sofa  ve iç  avluya  bakan  pencerelerde  ahsap  çif  kanatlar  kullanilmistir.

       Evlerin çati  kontrüksiyonu,  düz-besik  çati  karisimi  görünümündedir. Besik  çati,  yeni  ele  alinmis  çati  örtüsü  olup  kiremit  ile  kaplidir.  Düz  çatilarda  eski  köy  evlerinin  degisiklige  ugramamis  sekli  ,toprak  örtüdür.  Toprak  örtülerde  çati  kirisleri  duvarlar  üzerine  düzgün  araliklarla  dizilmis  olup  bunlarin  üzeri  çali  veya  sazlarla  kaplanmis  kalin  çamur  tabakasi  ile  sivanarak  örtülmüstür.

      Sokak  kapilari  sade  görünüslü  ekseriya  çift  kanatli  ahsaptir .  Kapilar  taslik  tabir  edilen  iç  avluya  açilir.  Çift  kanatli kapilarla  ayni  cephede  sokaga  bügün  islerligini  yitirmis  küçük  çesme  yalaklarina  rastlanmaktadir.





0 Yorum - Yorum Yaz

SOMA'NIN TARİHİ      

Soma’nın adıyla ilgili kesinleşmiş bir bilgiye sahip değiliz. Bir söylenceye göre; “Sumak” adli bir yerleşim biriminde yasayan halk, şiddetli bir deprem sonrasında, su an bulundukları alana tasınmışlar ve buraya da Soma adini vermişlerdir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde de “soma” sözcüğünün açıklaması : ilk damıtılan ve içinde anason bulunmayan rakı biçimindedir.
Eski Yunanca'da ise “soma” kelimesi : Gövde, cisim, madde, beden, cüsse, vücut hücrelerinin tamamı, cemaat, cemiyet, takim, ekip ve insan vücudu gibi bir çok anlama gelen bir kelime olarak karşımıza çıkıyor.

Sayın Osman BAYATLI'nin yaptığı yoğun araştırmalar sonucunda (Bergama Krallığı), eski adi GHARMA olan Soma Kasabası’nın ilk kuruluş yerinin, Darkale (Tarhala) köyü çevresi olduğu düşünülüyor. Yerleşimin zamanla Darkale'ye (Tarhala'ya) ve oradan da Yassitepe'ye kaymıştır. Yassitepe'ye yönelen yerleşim Darkale aleyhine bir gelişme göstermiş ve zamanla ilçe merkezi bile yer değiştirmiştir.

Bir çok uygarlığın, Soma yakınlarında ve komsu ilçelerde bıraktığı izlerden : Hititlerin, Akalarin, Lidyalıların, İranlıların, Makedonyalıların, Bergama Krallığının, Romalıların, Bizanslıların, Selçukluların, Karasioğullarının ve Osmanlıların bu topraklarda yasadıklarını anlıyoruz.

Manisa'ya bir saat uzaklikta Akpinar'da Hititler'e ait “Kubaba” dedikleri kabartma kaya, Yunanlilara ait Kybele ve Manisa yakinlarina kadar bu uygarliklara ait çesitli bulgular vardir. Akalar ve Dorlar'in Anadolu'ya geçmesinden sonra Hititler'in bu topraklari terk ettigi ardindan da bu toprakta Akalar'in hüküm sürdügü varsayiliyor.

M.Ö. 655 – 546 yillari arasinda Lidyalilar'in egemenliginde oldugu düsünülen Soma'da, Lidyalilar'a ait herhangi bir eser ya da bulguya rastlanmamasina ragmen Manisa Müzesinde Lidyalilar'a ait bir kitabe, bize bu topraklarda ya da yakinlarinda yasadiklarina dair bir ipucu veriyor.

XI. yy'da kurulan Selçuklu İmparatorluğu’nun ikinci hükümdari Alparslan 1063 yilinda Anadolu'ya akinlarda bulunmaya başladı. Dogu Anadolu'ya çeşitli akınlar yaptığı sırada, Bizans ordusunun harekete geçtiğini duyup geri çekildi. 26 Agustos 1071 yilinda Malazgirt'te Bizans'in geçilemez denilen savunmasını altüst etti. 1081 yılında Selçuklular Iznik'i baskent yaptılar, ama Soma 95 yil daha Bizanslıların sınırlarında kalacaktı. 1194 yılında Soma, Anadolu Selçuklu Devleti'nin topraklarına dahil oldu. 1261 yılında Soma ve dolayları bir süre için tekrar Bizans sınırları içine girdi

1336 yilinda Karasi'nin Osmanlilar tarafından parça parça işgal edilmesinden sonra Soma ve dolayları da artik Osmanlı topraklarında yer alıyordu.

1336 yilinda Soma 'Sancak Merkezi' ilan edildi. Ankara Savasi sonrasinda “Beylikler” tekrar türemeye basladi. Hizir Sah Bey Manisa' ya girip Saruhan Beyliği' ni kurdu. 1402 yılında Soma' nin da dahil oldugu bölge, Timurlenk tarafindan isgal edilmis ve onun belirlediği Cüniyet isimli bir kişi yönetimine verilmişti. 1423 - 1425 yillari arasinda Sultan 1. Murat Akhisar'a sefer düzenleyip Cüniyet' in iktidarina son vermişti. Artik Soma Osmanlılar' in topraklarindadir. 24 Haziran 1920'de Yunan işgaline uğrayan Soma' nin bu durumu 13 Eylül 1922'ye kadar devam etmiştir.

12 Haziran 1919' da Yunanlilar Bergama'yi isgal etti. Bergama ve çevresinde toplanan birliklerimiz, Yunan kuvvetlerinin (2 gün süren çatisma sonunda) geri çekilmerini saglamistir. Ancak destek kuvvetle beslenen Yunan güçlerine karsi koyamayacagini anlayan birliklerimiz, Soma' ya hizli hareket edip, olaganüstü çabalarla Çinge cephesini kurdu. Çok siddetli çarpismalar oldu.

Çinge Cephesi düsman güçlerini yipratti ve zaman kaybettirdi. Ancak Ivrindi ve Akhisar cephelerinin güçsüz kalip düsmesiyle birlikte, birliklerimiz Savastepe önlerine kadar çekilmek zorunda kaldi. 24 Temmuz 1920 Persembe günü baslayan 2 yil 2 ay 19 gün süren isgal iste bu olaylar sonucunda basladi. 13 Eylül 1922 Cumartesi günü, Somalilar için “Kurtulus Günü” oldu. Bu zafer, özgürlüklerine tutsak olan, Kurtuluş Savaşı’na ve onun kahraman önderine inanmış, Kuvva-i Milliyeci ruhu taşıyan Somalıların zaferidir.




0 Yorum - Yorum Yaz

 SOMA GENEL BİLGİLER
Ege  Bölgesi'nin kuzeyinde bulunan Soma ilçesinin dogusunda Kirkagaç, batisinda Kinik,Bergama,kuzeyinde Savastepe (Balikesir) ve Ivrindi ilçeleri ile  güneyinde Palamut Bucagi  bulunmaktadir.27.36'dogu boylami ve 39.11'kuzey enlemi arasinda bulunan  ilçenin rakimi ortalama 175 m. ve yüzölçümü ise yaklasik 826km2'dir .
Soma'da bulunan arazinin yaridan fazlasi dagliktir. Ilçe güneyi sik ve dik tepeler ve yüksek daglarla kaplidir.Dogusunda yüksek daglar ,birkaç yayla ve kimi dag üstlerinde zaman içinde olusan yerlesim alani olmaya uygun   sirtlar vardir.Dogu-Kuzey ve Dogu-kuzeydogu yönünde daglar siklasir ve yükseklikleri artar.Batida ise Bakirçay bulunmaktadir. Bakirçay'in besledigi akarsular ve bu akarsularin kollarinin etkisi ile araziler bölünmüs,vadiler olusmus,birkaç noktada ise düzlükler meydana gelmistir.Dogusunda yüksek daglarla birlikte birkaç yayla bulunmaktadir.Kimi dag üstlerinde ise zaman içinde yerlesim alani olan sirtlar vardir.
Ilçe, güneyden, dogudan, kuzeyden ve kuzeydogudan  yüksek daglarla çevrilidir. Ilçeyi biri Gelenbe Bucagi yönünden gelen ve önce dogu sonra kuzey ve daha sonra kuzeybatiya dogru uzanan; digeri yine dogudan baslayip güneybati yönünden gelisen iki büyük  sira dag çevirir. Bilindigi gibi Manisa'nin kuzeydogusunda Saphane  (2121m.) Dagi'ndan baslayip Demirci Ilçesi'nin kuzeyinden batiya dogru devam eden sira daglar. Demirci sira daglarini  meydana getirir. Aslinda dogudan (Gelenbe yönünde)  Ilçeye dogru uzanan ve iki koldan ilçeyi saran  sira daglar;Demirci Daglari'nin devam eden engebeleridir. Bu sira daglar Saphane  Daglari'ndan  baslayip batiya dogru uzanirlar. Bunlari,3 ayri bölümde inceleyelim: 1) Birinci  bölümü, Saphane Dagi'ndan baslayip, Simav Dagi  (1664) ve Demirci Ilçesi'nin kuzeyinde yer alan Demirci  Daglari (1572) olusturur.2) Ikinci bölüm, orta kismi  meydana getirir. Gelenbe Bucagi'nin dogusuna kadar devam eden bölümdür. 3)  Üçüncü bölüm ise, Gelenbe Bucagi'ndan batiya dogru uzanip, Ilçeye dogudan dahil olduktan sonra; bir kolu kuzey ve kuzeybati yönünde, diger kolu da güneybati yönünde uzanan sira daglar gurubundan meydana gelir. Ilçenin kuzeyine ve kuzeybatisina dogru devam eden birinci kol siradaglar Ivrindi Ilçesine  ve oradan   da Musluk Daglari'na baglanirlar. Madra Daglari (1388),bu daglarin güney batiya sarkan bölümünü olusturur. Kirkagaç ilçesi  ile  Soma arasinda, sinir  teskil eden Payamlik (892) Yongali (883)  ve Kör  (919) Daglarini saymazsak; Kuzeye  dogru ilerleyen daglarin, yüksekliklerinin arttigini görürüz. Örnegin: Sifa Dagi'ndan sonra  gelen ve ilçenin kuzeyinde yer alan Denis  Sivrisi (850), Kurt Tepe (869), Teke Tepe (829)  ve Osman  Dagi'ni (788), kuzeybatidan Göktepe  (736).  Türkali (789)  ve Kocagöynük Daglari (755) sayilabilir. Ilçenin  güneybatisina dogru genisleyerek uzayan ikinci kol sira daglar vardir.Örnegin ilçenin güneyinde yer alan  Sarikaya Dagi 951 metreyi bulur.Daha da güneye gidildikçe bu artan yüksekliklere örnek verecek olursak  Soma Sivrisi'ni (1109) ve Çamlica Dagi'ni (1210) sayabiliriz.

OVALAR

Ilçenin  belli  basli  ovasi,  Ege  Bölgesi'nin  sayili  ovalarindan  olan  Bakirçay Ovasi'dir.Bu  ova,  Madra  Dagi (1388)  ile Yunt Dagi(1084)  arasinda  bulunur ve ilçenin  dogubati  yönüne  uzanir. Bakirçay  Ovasi  alüvyonlardan  olusmus bir ovadir.Ilçe  sinirlari  içindeki  bölümünün  yükseltisi   150 metre,  uzunlugu 30km ve  genisligi  ise  10 km'dir. Ova'nin,  ilçenin  dogu  ve  kuzeydogusunda  çukur görünümlü  bir  yapisi  dardir. Batiya  dogru  15km.ye  kadar  genisleyen  ovada çok  çesitli  ürünler  yetistirilmektedir.Ayni  zamanda  ilçenin  en  verimli   alani olan Bakirçay  Ovasi'nin güneyinde  Sarikaya  Dagi (951m),  Mumya  Dagi(888m), Hamza  Dagi  (374m),  Yassitepe (252m), Güventepe  (Geventepe), ve Peynircioglu Tepesi (255m);  kuzeyinde  ise  Sifa  Dagi(875m), Denis  Sivrisi (850m)  bulunmaktadir.  Vadiler: Ilçede  irili   ufakli  çok  sayida  vadi  vardir. Genel  olarak  bu  vadiler, Bakirçay'ibesleyen    akarsularin  bulundugu  bati  ve  kuzeybatida  yogunluktadir. Maden  ve  Sarikaya  Dereleri'nin  ve  Türkali'de  Kovuk  Dere'nin  bulundugu  vadiler  örnek  olarak gösterilebilir. Su  Kaynaklari: a- Bakirçay  Irmagi: Manisa  ilinin  Ege  Havzasi'na   giren  en  önemli  akarsuyudur. Bu  akarsuyun  kaynagi  Gölcük  Daglari  dogu  yamaçlaridir. Bu  akarsu, Kirkagaç ve  Soma  yakinlarindan  geçerek,  Kinik'in  kuzeyinde  Yagcilli  Çayi  ile birlesir. Bergama  yakinlarindan  geçerek,  Çandarli  Körfezi'nden  Ege  Denizi'ne  dökülür.Toplam  uzunlugu  120  km. olan  nehrin  il  sinirlari  içinde kalan  kismi 59  km.'dir.Yillik  ortalama   debisi  14,485  m3/s'dir. DSI'nin  ölçümlerine  göre  su  toplama  alani 2887  km2'dir.Rejimi  düzensiz  bir  akarsu  olan  Bakirçay'in, Soma  ilçe  sinirlari  içindeki  uzunlugu  28 km'dir. Ilçe  içindeki  baslica  kollari; Kirmizilar  Deresi, Ayitli  Deresi, Ilica Deresi, Yagcilli  Çayi, Caber  Deresi  ve  Sodra  Deresi'dir.  b- Sevisler  Baraji:  Soma   Termik  Santralleri'nin  ve  o  dönemde  kurulmasi  planlanan Azot Gübre Fabrikasi'nin sanayi suyu ihtiyacini karsilamak,  kismen  de  Bakirçay'in  yol   açtigi  taskinlari  önlemek  amaciyla,  1977  yilinda  yapimina  baslanmis  ve  1981'de tamamlanmistir.Baraj  zonlu  toprak  dolgu  tipinde  olup, 59,5 m. yüksekligindedir. 127  milyon m3  su   depolama  kapasitesine  sahiptir.Ayrica  sulama  amaciyla da  kullanilmaktadir.

 BITKI ÖRTÜSÜ

             1-Zaman  içinde  ormanlik  alanlarin,  bitki  örtüsünün  degerini ; egitildikçe, önemsedikçe  anlamaya  basladik. 
2-Soma'nin   bitki  örtüsü,  Akdeniz  Bölgesi'nin  bitki  örtüsü  karakterindedir.



FEN VE TEKNOLOJİ KAVRAM HARİTALARI

6.SINIF

1. Ünitenin Kavram Haritası

2. Ünitenin Kavram Haritası

3. Ünitenin Kavram Haritası

4. Ünitenin Kavram Haritası

5. Ünitenin Kavram Haritası

6. Ünitenin Kavram Haritası

7. Ünitenin Kavram Haritası

8. Ünitenin Kavram Haritası

7.SINIF

1. Ünitenin Kavram Haritası

2. Ünitenin Kavram Haritası

3. Ünitenin Kavram Haritası

4. Ünitenin Kavram Haritası

5. Ünitenin Kavram Haritası

6. Ünitenin Kavram Haritası

7. Ünitenin Kavram Haritası

8.SINIF

1. Ünitenin Kavram Haritası

2. Ünitenin Kavram Haritası

3. Ünitenin Kavram Haritası

4. Ünitenin Kavram Haritası

5. Ünitenin Kavram Haritası

6. Ünitenin Kavram Haritası

7. Ünitenin Kavram Haritası

8. Ünitenin Kavram Haritası




1 Yorum - Yorum Yaz

 

AĞIDIN BÖYLESİ

 

     Eşrefoğlu, sınırsız olan zamanın içinde sınırlı olan ömrünün basamaklarını bir bir tırmanmaya başlar. Vücut denilen arabamız hayat denilen yol üzerinde seyir halindedir. Şoförler kader kaşlarının kendilerine çizdiği yoldan yarışa başlarlar. Ömür arabasının sürücülerinin saatte kaç kilometre hız yaptığı bilinmez. Bütün sürücüler er ya da geç bitiş noktasında buluşurlar. Onlar için bitiş noktası yeni bir başlangıç noktasına açılan kapıdır. Onlar kapıdan hakikati kucaklaya dururken, halen yolda olanlarda bir sıkıntı peydah olur. İşte bu sıkıntı ağıtları doğurur. Öyleki ağıtlar, insanların teselli sığınaklarıdır.

    Ah bu eşrefoğlu! Bu eşrefoğlu ölümle dahi dalga geçmeyi becerebilmiştir. Kayseri’ye bağlı Pınarbaşı ilçesinin Payaslı köyünde ikamet eden, seksen beşini devirmiş Naciye Mutlu’nun aktardığı ağıdın erzağı diğer türlerinden farklılık arz eder. Zira bu ağıt herhangi bir insana değil bir köpeğe yakılmıştır. Olay şöyledir: Öğretmen Mehmet’in annesi Fındık Hanım’ın Bodi adında bir köpeği vardır. Bu köpeği bir gün köylülerin canavar adını verdikleri kurt parçalar. Olay üzerine Fındık Hanım üzüntüden(!) köpeğine şu ağıdı yakar; böylece köyün bütün kadınlarını köpeği Bodi’ye feda eder:

 

Malınan satın alınmaz ki

Mal verem de alam satın

Onu da gurban ederim

Tozoğullardan Selbi Hatun

 

İtimin de adı Bodi

Onu da canavar yedi

Kızılhanda Yirik Sedi

O da gurban Bodi sana

 

Bir ken gelip yoklamadın

Bacı sana küsüğüm

Durdu, Şemsi gadanı alsın

Başı şifanlı püsüğüm

 

Uşaklar kol kol olmuş da

Arıyor gurdun izini

Onu da gurban ederim

Gara Tonton’un gızını

 

Diş buğuna yatasıca

Nasıl götürdün dipide

Onları da gurban ederim

İki Yeter bir yapıda

 

Ekmeen gapısı kitli

Gelinlere verir datlı

Maymun suratlı, it yapılı

Çinko Bacı’n da gadanı alsın

 

Varma mezara mezara

Canavar seni şaşırır

Cacıranı iyi pişirir

Fadime Ebe’n gadanı alsın

                                                                                          Gül ÖĞRETMEN




0 Yorum - Yorum Yaz

HAYAL GÜCÜ
27/04/2011

                                              

Hayal Gücü zihinsel görüntüler oluşturabilme veya birinin zihni içinde kendiliğinden görüntüler oluşturabilme yetisidir. Hayatımızda,sınavlarda,özellikle çocuklara çok katkısı görülür.

                           ÇOCUKLARDA HAYAL GÜCÜ

 Çocuklar her zaman büyüklere göre daha fazla hayal kurar. bu nedenle hayal kurmayı seven çocuklar pek büyümek istemezler.

Çocuklar neden hayal kurarlar:

                   Kendilerine güven kazanmaları için.

                   Ben yapamam düşüncesini yok etmek için.

                   Derslerde başarılı olmak için.

                  Arkadaşları ile olan kavgaları düşünmemek için   ... hayal kurarlar.

 

Bu durumda anne babalara düşen görevler:

 Çocuklarınıza gerçekleşmeyecek hayaller kuruyor diye kızmayın.

  Çocuklarınıza olan sevginizi göstermekten çekinmeyin.

  Çocuklarınıza karşı çeşitli etkinlikler planlayın.

  Daha çok arkadaş edinmesini sağlayın.

  Çocuğunuzun kendisine güven duymasını sağlayın.

  Olumsuz davranışları atlatmak için kendisine yardım edin

  Çocuklarınızla daha fazla zaman geçirin.

         Çocuklar daha çok okul çağında hayal kurar mesela bu hayaller:

      SBS'den 500 puan çıkardığını hayal etmek.

      Fen lisesine gittiğini hayal etmek.

      Dünyanın en iyi okuluna gittiğini hayal etmek.

      Tıp okuduğunu,doktor olduğunu hayal etmek... gibi

Ama bu hayaller hayalle kalmayıp gerçekte olabilir. Ama bununiçin çok çalışmak gerekir.

İşte bunun için  siz anne-babalar okul çağındaki çocuklarınıza çok yardımda bulununuz.

Sevgilerimle:




0 Yorum - Yorum Yaz

HAYATIMIZ SINAV İSE BAŞARI ELİMİZDE
31/10/2010

        Merhaba sevgili arkadaşlar;

   Ben öncelikle kendimi tanıtayım. 1988 yılının 6 Şubat’ında Ankara’da dünyaya geldim. İlköğrenimimi Ankara Batıkent’teki Kent-Koop İlköğretim Okulunda yaptım. Daha sonra 2002 yılında Liselere Giriş Sınavına (LGS) girdim ve 5 tercihimin arasında bulunan Mamak Yavuz Sultan Selim Anadolu Lisesini kazandım. Daha sonra 2006 yılından itibaren 2009 yılına kadar Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) girdim. Ne kadar da çok ÖSS ye girmişim dimi? Gelin bu yazımda size bundan bahsedeyim.

   Arkadaşlar sınav maratonuna siz de artık girmiş bulunuyorsunuz. 6-7-8. sınıflarda bilgilerinizi zinde tutmanız gerekiyordu ve artık 8. sınıfta bilgilerinizi sağlam tutup iyi bir liseye girmeyi amaçlıyorsunuz. Eskiden düz lise diye tabir olunan liseler şu anda birer Anadolu Lisesi oldular. Bu bana göre çok yanlış bir durum çünkü Anadolu Lisesine artık çoğu öğrenci ‘gidiyorum’ diyebiliyor. Oysaki benim sınava girdiğim senede yani 2002 yılında Anadolu Lisesi’ni kazanamayan arkadaşlarım süper liselere ya da düz liselere kayıtlarını yaptırmışlardı. O yüzden ‘köklü’ Anadolu Liseleri’ni tercih etmenizde fayda olduğunu düşünüyorum.

   Şimdi ben neden 3 sene daha sınava girdim? Bunun cevabını lise hayatımı göz önüne alarak size açıklayayım. Lisede tüm sınıflarda dikkatli olmak gerek, konulara hakimiyet çok önemli çünkü sonunda 1.5 milyon insanın girdiği bir sınav var. Ben lise hayatımda bu sınavın bilincindeydim ama iyi bir Anadolu Lisesi diye tabir ettiğim okulumda öğretmen değişiklikleri çok fazla oldu ve haliyle biz de bundan etkilendik, derslere tam anlamıyla konsantre olamadık, bir de buna sınav sisteminin değişmesi eklenince liseden hiçbir şey bilmiyormuş gibi çıktık ve sınava girdik. Arkadaşlarımın birçoğu irili ufaklı bölümleri yazdılar, kazanıp gittiler ama ben tekrar hazırlanmayı tercih ettim. O senelerde de gidebileceğim yerler de vardı ama istediğim tek bir bölüm vardı o da TIP FAKÜLTESİ idi. Ben devam ettim dershaneye gittim 3 yıl daha ve sonunda 2009 ÖSS ile Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım ve okulumdan da şu an çok memnunum,  arkadaşlarıma dönüp baktığımda aralarında tıp fakültesini kazananlar azınlıktaydı ve şu an da mezun olup iş bulamayacak olanlar da var aralarında. Bu gerçekten üzücü ama zamanında sabırla çalışanlar, daha sağlam temeller atanlar, geleceklerine daha iyi odaklananlar en iyi yerlerde olacaklar.

O yüzden arkadaşlar bir ağabeyiniz olarak sizlere tavsiyem şimdiden en iyiye oynayın ve dizginlerinizi sıkı tutun. Gideceğiniz yol çok uzun ve yorucu, fakat sabırlı olur da hedefinize odaklanırsanız başaracağınızdan eminim.

   Yeniden görüşmek üzere hepinize çalışmalarınızda başarılar dilerim..

                                                                     




0 Yorum - Yorum Yaz

NEDAMET
19/12/2010

   Gecenin mağrur bakışı güneşe göz kırptığında çatık kaşlarım biraz olsun hareketlendi. Artık karşısında oturdugum kırık camdan siyah çerçeveli gözlügümü daha rahat seçebiliyordum. Demek ki bu uyanış iki dakika öncesine kadar beni kaçırmaya gelmiş sandıgım hayalet kılıklı iki elma ağacının masumlugunu kanıtlamaya işaretti. Yoksa durduk yere kaşlarım neden saygı duruşuna geçerdi...?

   Anı kitaplıgımdan " gençlik" adlı yapıtımı çıkardığımda vakit çoktan öğleyi geçmişti de geçmiş gözümün önünden bir türlü geçmemişti. Yaşlılık;damarı çıkık ellerimi rüzgarın meyvesi dökülmüş ağacı hırpalaması gibi titrerken, yüzüm gözyaşlarımı bebeğin annesini emmesi gibi emdi. Dimağım kapalı kapılar ardından nefes almaya çalışırmışcasına yaşanmışlıklara geçit verdi. Böylece ruh koridorum oda anahtarlarını bana teslim etti. Ve  anahtar şimdi elimde, korkuyorum; ama merak ediyorum. Davete icabet ahlakıyla ağır ve vakur yürüyorum. Benliğimin odalarında bir ben daha görüyorum; tıpkı Yunus Emre gibi. Demiyormu ki Yunus Emre " Bir ben var bende, benden  içeri " sahi bu ben miyim, rüzgarın anne şevkatiyle okşadığı bu eller benim mi? Benim mi çiçeklerin halay çektigi bu saçlar? Sevgi kandilini ateşleyen mutluluk bağına bir fidan daha diken,hakikat meclisine yılmadan, yorulmadan gözündeki yaşa, kalbinde ki sızıya aldırmadan koşar adımlarla giden gerçekten ben miyim? Cevap basit. Nasıl doguyorsa güneş karanlıkların ardından şimdi de öyle bir güneş dogdu; ruhumun bana gökkuşağı misali bakan ufuklarından.

 

insan olmak yağmur olmaktır; yagan karları eritip baharı getirmek,

insan olmak yağmur olmaktır; yagan karları eritip buz pistine çevirmek.

 

 

   Ben yağmurum; ince ince yagan, kıvamı tatlı şerbetin koyulugunu yakalayan. Ve ben yağmurum karla karışık olan,şimşekler çaktıran. Ahh...! ne güzel olurdu kitaplığımdaki zamana dönebilmek; içimdeki mavilige yeniden hayat verebilmek. İşte o zaman ölüme inat severdim. Sevebildigim kadar severdim. Katıksız severdim. El ele verip yarimle güneşe misafirlige giderdim. Kederlerimi çay yapıp üzerine su çekerdim.

Merhaba;geceye inat hergün dogan güneş

Merhaba;içimde hiç dinmeyen sevgili ateş

 

   İçinde bir ben daha olanlara selam olsun.Bu bir "ben"imiz bizi daima vicdan denen aynada buluştursun.




0 Yorum - Yorum Yaz




2 Yorum - Yorum Yaz




2 Yorum - Yorum Yaz




4 Yorum - Yorum Yaz




0 Yorum - Yorum Yaz




0 Yorum - Yorum Yaz

Slayta ulaşmak için Tıklayınız



Dersi derste öğrenmeli...

    Dinlemenin öğrenmede tartışılmaz bir rolü var. Verimli dinleme başarıya giden yolda atacağınız adımlardan biri. Konuyu derste öğrenmek için derse, hem ruhsal hem de bilimsel olarak hazırlıklı gelmek gerekir.

    Bu iki mükemmel teşhisten sonra diyebiliriz ki, kendine güven sağlama sürecinde zamanla mükemmele ulaştırabileceğimiz irade gücü ve böylece kazanacağımız kararlılık temel taşları oluştururlar.

   İfade edildiği gibi kararlılık doğrudan kendimizle ilgilidir. Geleceğini düşünen birinden bazı kararlar verme aşamasında gevşeklik göstermesi beklenemez. Programınız nedeniyle arkadaşlarınızdan gelen tekliflere nasıl, 'hayır' diyebilme cesaretini gösteriyorsanız, bu kararlılığı kendi nefsiniz nezdinde de gösterebilmelisiniz.

 

    Biraz daha eğlensem ne olur canım?' derseniz iradenize çok büyük bir darbe indirmiş olursunuz. Bu hal, kararlılık zincirinin işte bu noktada kırıldığını gösterir. Anlayamazsanız ardı bir çorap söküğü gibi geliverir. Kendine güvenin örselenmesinde sanıyorum en çok karşılaşılan sorun budur. Fırsat vermeyin lütfen!

    Yaptığınız programın başarıya ulaşmasına kendi isteğinizle engel olmayın. Kurduğunuz sarayı kendi elinizle yıkmayın. Biliyorum, bu anlatılanları gerçekleştirmek çok kolay değildir. Zamanında ben de bunun mücadelesini verdim. Birçok kişi eğlenirken, sizin o tatlı bahar günlerinde dört duvar arasında yoğun bir programla cebelleşmeniz pek cazip bir şey değildir. Ancak Henry Clause'in dediği gibi, 'Öğrenmek (böylesine) pahalıdır, ama cehalet çok daha pahalıdır.'

   Bu yüzden siz başkalarının istediği gibi değil, olmanız gerektiği gibi davranın ve öyle yaşayın. Hayatın inanmak ve mücadele etmekten ibaret olduğunu unutmadan...

    Yeri gelmişken motivasyonla ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Aslında dikkat ve motivasyon içiçedirler. Birini diğerinden ayrı görmek yanlış olur. Derse ya da çalışmaya motive olmak, dikkatli olmak da motivasyonu beraberinde getirir.

    Çalışma Azmi

    Buraya kadar anlatılanlar ders çalışmayla ilgili çalışma öncesi gözönünde bulundurulması zorunlu verimli çalışmanın temel öğeleriydi. Bundan sonraki konularda, çalışma yöntemleri verimli dinleme, not tutma, özet çıkarma, pratik çalışma, zamanı değerlendirme, sınav öncesi-sınav-sınav sonrası yapacaklarınız üzerinde duracağız.

    Planlamanızın yeterli ve doğru çalışma azminizin fevkalade olduğuna inandıktan sonra zaten soracağınız soru şudur: 'İyi de ben nasıl ders çalışacağım? Beni başarıya götürecek yöntem hangisi olabilir?'

    İşte bundan sonraki sayfalarımızda bu ve benzeri sorularınıza cevaplar bulacaksınız. Bu ana başlık altında örneğin pazartesi günü sabah kalkıp okuluna giden herhangi bir öğrenciyi ele alacağız.

    Doğaldır ki bu arkadaşımız sabah belli saatte kalkacak, kahvaltı edecek, üstünü başını toplayacak, akşamdan hazırlamadıysa çantasını hazırlayacak ve belli bir saatte okulda olacaktır.

    Rutinde işleyen bu süreç ilk bakışta sanki olağanmış gibi değerlendirilebilir. Oysa yüzde yüz başarıyı hedefleyen bir öğrenci için yeni hafta pazartesi sabahı değil, pazar gününden başlar.

    Okula, okul öncesi birkaç dakikada hazırlanmak stres ve yanlışları da beraberinde getirir. Oysa dün onca zaman vardı ve değerlendirilebilirdi. Bu yüzden genel anlamda sosyal hayatta da alışkanlık haline getireceğiniz 'işi zamanında ve sıkıştırmadan yapma' prensibini burada da kullanmalıyız.

    Böylece o sabah rahat bir kahvaltı yapma, paniklemeden üstünüzü başınızı toplama ve hiç acele etmeden stressiz bir ruh hali ile okulun yolunu tutma fırsatını elde etmiş olacaksınız.

    Derse girdiğinizde doğal olarak yapacağınız ilk iş dinlemek olacaktır. Öyleyse öncelikle size faydalı olacak dinleme nasıl olmalıdır, onu inceleyelim. Hangi yöntemle en fazla hatırlama oranını elde edebilirsiniz, bunları görelim.

    Konu girişinde her ne kadar ders kelimesi geçiyorsa da aslında şöyle bir düşünürsek dinlemenin günlük aktivitelerimiz içinde hissedilir bir ağırlığı olduğunu farkederiz. Şüphesiz bu yüzden 'verimli dinleme' sosyal hayatta da çok sık başvuracağımız önemli bir aktivite olacaktır. Öyleyse iyi bilinmesi ve uygulanmasında yüksek fayda vardır.

    Öncelikle şunu ifade edelim ki, dinlemekle duymak aynı şeyler değildir. Duymak, sadece kulağın organik bir fonksiyonu olabilecekken, dinlemek birçok fonksiyonlar içeren komple bir aktivitedir. Dinlerken duyarız, duyduklarımızı beynimizde şekillendirir ve hafızaya belli ölçülerde yerleştirir koruma altına alırız. Tabi ki bu hal belirli gerekleri yerine getirmekle mümkündür.

    Okula gitmeden önce hazırlıklarınızı bir gün önceden tamamlayın

Okula gitmeden önce yapmanızda fayda gördüğümüz birkaç noktayı kısaca hatırlatmak gerekirse:

* Mutlaka kahvaltı edin. Okula aç karnına gitmemeniz, beyninizin daha rahat muhakeme etmesine ve çalışmasına yardımcı olacaktır. Ancak okulda birşey yemeyeyim diye tıka basa doymak da ilk derslerde rahatsız olmanıza, hatta sınıfta biraz arkalarda oturuyorsanız, ortam da müsaitse uyuklamanıza neden olacaktır. Bunları dikkate alın ki, dikkatiniz bozulmasın.

* Sabah okula gidiyorsanız, okul için o gün gerekli her şeyinizi mutlaka akşamdan hazırlayın. Bu sayede sabah daha rahat hareket edebilirsiniz. Aceleyle yapılan işlerde hata payı yüksektir. Okul hazırlığınızı önceden yaparsanız hem birtakım okul gereçlerinizi unutmaz, hem de daha rahat kahvaltı eder ve diğer ihtiyaçlarınızı kolaylıkla karşılayabilirsiniz. Unutmayın, rahat başlayan gün, rahat geçer.

* Sabah mümkünse kısa bir mesafe de olsa yürüyün. Okulunuz çok uzaksa hemen evinizin önündeki durağı değil de, bir sonrakini kullanın. Bu kısa yürüyüş sizi yormadığı gibi, sabah mahmurluğunu üzerinizden atmanıza yarayacaktır. Tabi mevsimi ve hava şartlarını da göz önünde bulundurmanızda yarar var.

* Okula giderken öncelikle o gün için yaptığınız planınızı gözden geçirin. Ayrıca sistemimiz doğrultusunda akşamdan bugün için hazırlandığınız derslerden aklınızda kalanları şöyle bir hatırlamaya çalışın. Bunu zorunluluk olarak görmeyin. 'Yolda giderken de mi ders' diye yakınırsanız, bu zevk değil, eziyet kaynağı olabilir. Bu yüzden zamanla kazanacağınız bu alışkanlığı bir zevk ve hobi haline getirmeye çalışın.

* Okula ne erken ne de geç gidin. Erken gitmek kışın ya da kötü hava koşullarında sorun olabilir. Bunun da ötesinde yapılan, zaman kaybıdır. Hele bir de sistemimizin 'zaman değerlendirme' yöntemlerinden faydalanamıyorsanız, bu kayıp daha fazla olabilir. Geç gitmek hem okul idaresine karşı sorunlar doğurabilir. Hem de sizi aceleye sokacağından sabahınızın iyi başlamamasına neden olabilir. Okula geliş gidişlerde elbette (özellikle Ilk öğretimde) anne ve babalara büyük sorumluluklar düştüğü bir gerçektir.



 

ZAMANI VERİMLİ KULLANMAK

Elden çıkınca kazanılmayan tek sermeye zamandır. Zaman iyi planlama ile genişler, içine o kadar şey sığar ki... İsraf edilince de olanca hızıyla akıp gider.

Zaman tanzimi

Geçen hafta içinde televizyon başında kaç saat harcadınız, lüzumsuz konuşmalarla ne kadar vaktinizi yediniz? Sabah güneş doğduktan sonra uyuma adetiniz var mı? Yemek veya çay başında ne kadar vakit geçiriyorsunuz?

Bu ve benzeri sorulara verilen cevaplar, aslında herkesin hayatta farkında olmadan büyük zaman dilimini nasıl faydasız işlerle harcadığını göstermektedir. Bu soruların cevabı aynı zamanda ne kadar çok vakte sahip olunduğunu da göstermektedir. Öyleyse herkes sahip olduğu zaman potansiyelini değerlendirmelidir. Bir şey bütünüyle elde edilemezse, tamamen de terk edilmemelidir. Zamanı elden geldiğince iyi değerlendirmek başarının anahtarıdır.

Teneffüs

Psiko-biyolog E:L:Rossi’nin “20 dakika Ara” adlı esrinde “ Her insanın zihinsel ve fiziksel olarak verimli çalışabildiği belli bir periyodu vardır ve genellikle 1,5 saat civarındadır. İnsan bu periyodu aştığı zaman, vücut yorulma sinyalleri verir. Bu sinyaller esneme, konsantrasyon zorluğu, algıda zayıflama, dalgınlık gibi şekillerde kendini gösterir. Bu sinyaller hissedildiği anda çalışmaya kısa bir ara verilmeli ve dinlenilmelidir. Bu dinlenme, faaliyet değiştirerek veya 15 – 20 dakika gözlerini kapatıp sessizce bekleyerek yapılabilir. Gözleri kapatmaktan amaçlanan beyne bilgi girişini azaltmaktır. Çünkü beyne ulaşan bilginin büyük çoğunluğu görme yoluyla elde edilir. Elleri veya yüzü yıkama, hafif fiziksel hareketler yapma da ideal dinlenmeye katkıda bulunur.” Denmektedir. Dinlenme beynin öğrenme yeteneğini yükselmek için çok gerekli bir eylemdir yani.

Zihinsel dinlenme

Çok kimsenin düşündüğünün aksine zihinsel yorgunluğu atmak için her türlü işi gücü bırakıp bir kenarda oturmak gerekmez. Değişik zihinsel ve bedensel faaliyetler, beynin değişik kısımları tarafından yönetilmektedir. Dolayısıyla her faaliyet değiştirildiğinde, beynin bir merkezi üzerindeki yükü azalıp başka bir merkezi daha aktif hale gelir. Bu duruma, bir öğrencinin matematik problemlerini çözmeye ara verip bedensel bir işle meşgul olması veya sözel içerikli bir derse çalışması örnek olarak gösterilebilir. Eğer dinlenme arası verilmezse vücut zorlandığı için stres hormonu salgılanır, konsantrasyon yeteneği zayıflar, verimlilik düşer.

Başarıya ulaşmak için zaman planlanarak çok iyi değerlendirilmelidir; ancak bu yapılırken beynin dinlenmesine de dikkat edilmelidir.

PLÂN

Bir işte başarılı olmak için yapılacak ilk iş, hedef belirlemek; ikinci iş ise, belirlenen hedefe yönelik bir plan yapmaktır.

Bir bina yapılırken, bir yolculuğa çıkılırken, bir alışverişe gidilirken plan yapılır; ya da yapılması gerekir. Eğer plan yapılmazsa bina yıkılabilir, yolculukta hiç hesap edilmeyen aksilikler başa gelebilir, alışverişte beklenmedik sorunlar yaşanabilir.

Hayatınızda sadece bir kez girebilme imkanına sahip olduğunuz Liselere Giriş Sınavı ve benzeri ilköğretim sonu sınavlar da hem sizin geleceğinizin hem de ülkemizin yarınlarının şekillenmesi açısından bir bina yapımından, bir yolculuğa hazırlanmaktan, bir alışverişten daha önemsiz değildir. Öyleyse belirlenen hedeflere ulaşmak için mutlaka bir çalışma planına ihtiyaç vardır.

Plan, her öğrenciye göre değişik nitelikler taşır. Çünkü öğrencilerin çalışma biçimler, ilgileri, öğrenme süreleri, sosyal çevreleri, birikimleri birbirlerinden farklıdır. Bu durumda, planda bulunması gereken temel nitelikler göz önünde bulundurularak, her bir öğrenciye, öğrencinin yapısına ve durumuna uygun planların yapılması gerekir.

Öğrencilerimiz, kendi çalışma planlarını kendileri hazırlayabilecekleri gibi, okul ve dershanelerindeki rehber öğretmenlerinin yardımıyla yapabilirler. Eğer öğrencimiz, çalışma planını kendisi yapmışsa bu planı mutlaka rehber öğretmenlerine onaylatmalıdır. Bazen dışarıdan bir göz, gerçekleri daha doğru okuyabilir.

PLÂN NASIL YAPILIR?

Çoğu öğrencimiz, birden çok dersi aynı günde çalışmak zorunda olmaktan yakınıyor. Ayrıca hem sınavlara hazırlığı hem de okul derslerini bir arada yürütme konusunda sıkıntı çektiklerini söylüyor. “Nasıl çalışsam, hangisine önce başlasam, ikisini bir arada yürütebilir miyim, zamanı yetirebilecek miyim?” gibi endişe ve kararsızlıklar gerçekte plansızlığın doğal bir sonucudur.

Plân Nedir?

Yapılacak işlerin belli bir süre ve düzen içine sokulmasına plan denir. Sınavlara hazırlık ciddi bir iştir. Bu işte başarıya ulaşmak, planlı bir çalışmayla mümkündür.

Planlanmış bir çalışma, hedefe yönelik yapılacak işlerin etkili bir şekilde yürütülmesini sağlar. Plan; “nasıl”, “ne zaman” ve “nerede” , “hangi derse çalışılacağına” karar verme demektir.

Plânsızlık Ne Tür Sorunlara Yol Açar?

Plansızlık; öğrencide dikkatsizliğe, yorgunluğa, bitkinliğe, isteksizliğe ve dalgınlığa neden olur. Bu durum, öğrencide ruhsal baskı, kararsızlık, çalışmaya motive olamama ve verimsiz çalışma gibi olumsuz sonuçlara yol açar. Bu sorunların aşılması için planlı çalışmanın nasıl yapılacağı çok iyi bilinmeli ve çalışmalar planlı bir şekilde yürütülmelidir.

Plân Yaparken Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Planlı çalışmada yapılacak ilk iş, çalışma sürelerini belirlemektir. Yani hangi dersin hangi konusuna ne zaman çalışılacağını saptamaktır.

Planlar ; günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak değişik şekillerde yapılabilir. Bir öğrenci en az bir adet günlük, bir adet de haftalık plan yapmalıdır.

Plân yapılırken;

Günlük çalışma süreleri derslere uygun bir şekilde ayrılmalıdır.


  • Hangi dersin hangi saatte çalışılacağı kararlaştırılmalıdır.

  • Öğrenilmesi zor olan dersler, zihnin algılama gücünün en yüksek olduğu saatlere yerleştirilmelidir.

  • Öğrenilmesi kolay dersler, zihnin yorulduğu ve algılama gücünün zayıfladığı saatlere yerleştirilmelidir.

  • Her öğrencinin algılama gücünün en yüksek olduğu saatler farklılık gösterebileceği gibi genelde zihnin dinlenmiş durumda bulunduğu sabah saatleri etkili öğrenmenin en verimli biçimde olabileceği saatler olarak kabul edilmektedir.

  • Planlama yapılırken, plana yerleştirilen derslerin okul derslerindeki plana uygun olması öğrenmeyi artırır. Örneğin Pazartesi günü okulda matematik dersi görülüyorsa evde uygulanan planda da pazartesinin matematiğe ayrılması tercih edilen bir yöntem olmalıdır.

  • Çalışma günleri planlanırken her günün aynı saatlerine denk getirilmesi öğrencinin o saatlerde çalışmaya motive olmasını sağlayacaktır. Bu aynı zamanda dikkatin toplanmasına ve zamanla öğrencinin o saatlerde çalışma isteğinin uyanmasını sağlayacaktır.

  • Planda yemeklerden sonraya ders çalışma konmamalıdır. En az yarım saat ara verecek şekilde planlama yapılmalıdır; çünkü yemekten hemen sonra yapılacak bir çalışma verimli olmayacaktır.

  • Plan hazırlanırken ders çalışma süreleri 45 – 50 dakika tutulmalı ve 10’ar dakikalık aralar verilmelidir. Uzmanlar, en etkili çalışma yönteminin ara verilerek yapılan çalışmalar olduğunu belirtmektedir. Ancak, dinlenme süresinin 10 dakikadan fazla olması, dikkatin dağılmasına ve çalışmaya karşı isteksizliğin artmasına neden olacağından bu süre aşılmamalıdır.

  • Planlama yapılırken öğrenmede birbirine yakın dersleri peş peşe koymamak gerekir. Örneğin; matematik ve fen dersleri peş peşe gelmesi yerine, matematikle Türkçeyi peş peşe getirecek bir plan tercih edilmelidir. Kısacası bir sayısal dersle bir sözel dersin peş peşe geldiği bir plan daha uygundur.

  • Plan yazılı hale getirilmeli ve sürekli görülüp motive olunan bir yere asılmalıdır ki planlı çalışmayla ulaşılacak hedef her an akılda olsun.



   Öğrencilerin yaşadığı en temel problemlerden birisi, belki de en önemlisi çalışma arzusunun oluşmaması ya da ders çalışma ilhamının gelmemesi olarak karşımıza çıkıyor.

   Peki çalışmadan başarılı olma gibi bir şansımız ya da lüksümüz var mı? Bekletmeden hemen cevabı vereyim: Tabii ki yok! Unutmayın oturduğu yerden başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.O halde ne yapmalı?

1- Tören beklemeyin, eyleme geçin: İnsanların birçoğunda harekete geçmek için isteğin oluşmasını beklemek gibi bir saplantı var. Halbuki insanoğlu istek oluşmadan harekete geçince belli bir süre sonra bu istek ortaya çıkabilmekte. Yani kimi zaman istemeye istemeye harekete geçmek, ders çalışma isteğini kendiliğinden oluşturabilir. O nedenle çalışmak için tören beklemeyin, kendinizi zorlayın ve harekete geçin.

 

2- Hedefinize sıkı sıkıya bağlanın: Hedefiniz yoksa çalışmak için bir nedeniniz de yoktur. En uzun yolculuk, nereye gidildiğini bilmeden yapılan yolculuktur. Nereye gideceğinize karar vermediyseniz harekete geçmek için bir istek oluşmaz. O nedenle hedefinizi güçlendirmeye, yazılarla ve resimlerle canlı tutmaya gayret edin. Kazanmayı düşündüğünüz bölüm ya da üniversite ile ilgili orada okuyan öğrencilerle ara sıra görüşerek bu canlılığı sağlayabilirsiniz. Unutmayın ki insanoğlu kısa sürede ulaşacağı hedeflere daha iyi konsantre olur. Siz bir sprinter değil, bir maratoncusunuz. Bu uzun soluklu koşuda belli noktaları istasyon olarak belirlemelisiniz. Günlük, haftalık, aylık hedefler belirleyerek (bitireceğiniz konular, çözeceğiniz soru adetleri, deneme sınavlarında alacağınız puanlar gibi) ana hedefiniz için bunları basamak olarak kullanın.

 

3- Arkadaş çevrenizi çalışan öğrencilerden oluşturun: Çevrenizdeki arkadaşlar çalışan, çalışmayı seven, yarış edebileceğiniz nitelikte olsun. Kendinizi bir yarış atmosferine sokabilirseniz çalışma isteğiniz artacak, iradeniz güçlenecektir. Bu arkadaş çevresi içinde gıcık kaptığınız (!) tipte olanlar da bulunmalı. Bu tip arkadaşlarınıza kaç puan alacağınızı, kaç saat çalışacağınızı, kaç soru çözeceğinizi söylerseniz bunları yapmak için kendinizi zorlama ihtiyacı hissedersiniz. Tabii ki onların dillerine düşmemek için!

 

4- Zihninizi düzenleyin: Aklınızda daima, bu sene yapacağınız güzel bir çalışmayla bütün bir geleceğinizi belirleme şansına sahip olabileceğiniz düşüncesi bulunsun. Zihninizi bu yönde şartlandırın.

 

5- Başarıda kendinizi ödüllendirin, başarısızlıkta ceza uygulayın: Önünüze koyduğunuz günlük, haftalık ya da aylık hedeflere, almak istediğiniz puan hedeflerine ulaştığınızda kendinize ödüller verin. Bu ödüller sizin için cazip şeyler olmalı. Bunu aileniz de yapabilir, siz de yapabilirsiniz. Hedeflerinizi gerçekleştiremediğinizde ufak cezalar uygulayabilirsiniz. Örneğin günlük hedefe ulaşmadığınızda o gün seyredeceğiniz tv programını seyretmeyin ya da arkadaşlarınızla buluşmayı düşünüyorsanız buluşmayın.

 

6- İyi bir teknik direktör edinin: Sizin çalışma koşullarınızdan haberdar, sizi yakından tanıyan, zaman zaman çalışma performansınızı denetleyen, hedeflerinizi ne derece gerçekleştirdiğinizi ölçen-biçen ve gerekli taktik ve tekniklerle sizi yönlendiren bir eğitimci de çalışma iradenizi güçlendirecektir. Bu kişi, üzerinizde etkisi ve yaptırımı olan bir öğretmeniniz olabileceği gibi bir üniversiteli büyüğünüz de olabilir. Özellikle bu kişinin sizi denetleme görevi çok önemlidir.

 

7- Çevrenizde sizi konuşma ve davranışlarıyla tetikleyecek kişiler olsun: Sizler birer robot değilsiniz. Tabii ki arada sırada çalışma isteğiniz azalacak, performansınız düşecektir. Böyle dönemlerde konuşmasıyla sizi etkileyen, çalışma isteğinizi artıran, iradenize güç veren bir insanla konuşmanızda fayda vardır. Bazı kişiler konuşma ve davranışıyla sizde etki yapar. Onunla çok kısa bir süre de olsa bir arada olmanız, konuşmanız sizin adınıza çalışma isteğinizi kamçılayabilir.

 

8- Kendinize dert ortağı bulun: Sınavda sadece kuru bir çalışmayla başarılı olmak çok zordur. Bu dönem zarfında dertleriniz, sıkıntılarınız, bunaldığınız anlar olacaktır. Böyle anlarda dertlerinizi paylaşacağınız, konuştukça rahatlayacağınız kişiler olmalı çevrenizde. Bu kişi ya da kişiler, ailenizden olabileceği gibi, arkadaş ya da öğretmenlerinizden birisi de olabilir.

 

9- Ümitsizliğe düşmeyin: Zaman zaman bunalabilir, ümitsizliğe düşebilir, karamsarlığa kapılabilirsiniz. Bu son derece doğaldır. Bazı dönemlerde aksilikler ve başarısızlıklar peşpeşe gelebilir. İşte bu noktada ayakta kalmasını bilenler diğer adaylara karşı önemli bir avantaj elde edeceklerdir. Bırakmak, kaçmak herkesin rahatlıkla yapabileceği şeylerdir. Ancak problemlerle mücadele etme iradesini gösterenler hem bu sınavda hem de hayatın diğer dönemlerinde başarıyı yakalayabileceklerdir. Unutmayın ki tarihteki önemli şahsiyetler, başarısızlıklarından ve yenilgilerinden sonra ayakta kalmayı başarabilenler arasından çıkmıştır.

 

 

 

 

Alıntı

 


 



  Beslenme uzmanları sınav öncesi adayları uyarıyor.. Sınav sabahı iyi bir kahvaltı ile güne başlayan çocuklar gerekli besin öğeleri ve enerji aldıkları için daha başarılı olur. İşte sınav stresini yenmenizi sağlayacak öneriler:Sabah stresle beraber mide bulantısı ve iştahsızlık olması doğaldır. Bu yüzden diğer zamanlara göre daha az yemeli, miktarlar az tutularak sağlıklı besinler alınmalı. Karışık yağlı besinler sabahları önerilmez.Sınava girecek kişilerde sınav öncesi ve sınav günü beslenmesi büyük önem taşır.Herkesin yemek alışkanlığı ve damak zevki farklı olduğundan yararlı diye bazı besinleri yemesi konusunda üzerine gidilmemeli, beslenme alışkanlıklarının dışına çıkılmamalıdır. Kişinin alışkanlığı olan, daha önce yediğinde vücutta reaksiyon vermeyen besinler alınmalıdır, besin zehirlenmeleri riski olduğu için 1 gün öncesinde dışarıda yemek yenmemelidir, yenilmesi zorunlu ise mayonez, tavuk gibi çabuk bozulabilecek gıdalardan sakınılmalı, açıkta satılan gıdalar tüketilmemelidir.Kuru fasulye, lahana ve kızartma başarınızı gölgeleyebilir: Bir gün öncesinde gaz problemi oluşturacak kurubaklagil, lahana gibi besinlerden uzak durulmalı, kızartma, birçok besinin bir araya gelmesiyle oluşan karışık yemekler, yağlı, ağır soslu yemekler tercih edilmemeli, hafif, yağsız besinler tüketilmelidir.Kola yerine kuşburnu: Bu dönemde çok fazla çay, kahve ve kola içmek; kalp çarpıntısına, huzursuzluğa, uykusuzluğa, korku ve endişeye sebep olur. Kolalı içecekler de bol miktarda kafein içerir. Bunların yerine C vitamini içeriği yüksek kuşburnu, papatya, adaçayı gibi bitki çayları tüketmek daha doğrudur.Konsantrasyonunuzun artması için: Balık, ceviz, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, pekmez, maydanoz, yeşil biber, kivi, portakal, kuşburnuya mutlaka beslenmenizde yer vermeye çalışın.

 Sınav sabahı kahvaltı, başarmanın yarısıSınav sabahı iyi bir kahvaltı ile güne başlayan çocuklar gerekli besin öğeleri ve enerji aldıkları için daha başarılı olmaktadır. Sabah stresle beraber mide bulantısı ve iştahsızlık olması doğaldır. Bu yüzden diğer zamanlara göre daha az yemeli, miktarlar az tutularak sağlıklı besinler alınmalı. Karışık yağlı besinler sabah önerilmez. En büyük hata, fazla miktarda çikolata ve basit şeker içeren tatlıların tüketimidir. Beyin kandaki şekeri tüketir, fakat basit karbonhidrat dediğimiz sofra şekeri ve bunu içeren gıdalar çikolata, tatlılar veya bisküviler kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için beynin şekere olan ihtiyacını karşılamaz, aksine kan şekerinin düşmesine sebep olmasından dolayı tüketimi önerilmez. Bu yüzden beynin kan şekerini sağlayacak olan şekerler sabah tüketilecek, süt, ekmek, yulaf, meyve vb. besinlerden alınacak şekerlerdir.Sınav öncesi ve sınav sırasında basit karbonhidrat içeren tatlıların tüketimi yanlıştır.Sınav sırasında; su, kuru meyve (kuru erik, kuru üzüm, kuru kayısı vb.), fındık, fıstık, ceviz vb. yanınızda bulundurabilirsiniz. Kan şekerlerinde dalgalanmalara sebep olacağı için şeker ve şekerli besinlere de dikkat! Yemek yedikten 3 saat sonra kan şekeri düşmeye başlar. Sınav süresi uzun olduğu için kan şekerinin düşmemesi bakımından sınav esnasında kompleks karbonhidrat içeren kepekli bisküvi, küçük sandviç, tuzlu bisküvi gibi besinler yenilmelidir.

Sınav stresini yenmenizi sağlayacak öneriler

*Güne sıkı bir kahvaltı ile başlayın.*Gün içinde 2-3 saatte bir 5-6 öğün beslenin.*Kafein içeren içecek ve yiyecekler ile kolalı içecekler, kahve, çikolatadan mümkün olduğu kadar uzak durun.*Aşırı tuz ve şeker içeren gıdaları dikkatli tüketmeye çalışın.*Gaz yapıcı özelliği olan yiyeceklere dikkat edin (kurubaklagiller, asitli içecekler vb.).*İçeriğini bilmediğiniz yiyecek ve içeceklerden uzak durun ve mümkün olduğunca dışarıdan yemek yememeye gayret edin.*Açık havada hoşlandığınız spor ve aktiviteleri yapın.*Mutluluk hormonunu artıran besinler*Tam buğday ekmeği, bulgur pilavı, kepekli makarna, tam buğday unundan yapılmış kekler vb. (Ölçülü olmak kaydı ile).*Süt, yoğurt, ayran, peynir vb.*Muz tüketmeye gayret edin.

Örnek kahvaltı*1 bardak meyve suyu (taze sıkılmış tercih edilir)*1 dilim peynir*1 yumurta (haşlanmış veya yağsız tavada omlet)*1 tam ceviz veya 5-6 badem*4-5 adet zeytin*1 tatlı kaşığı pekmez*1-2 dilim tam buğday ekmeği*1 kivi veya 5-6 çilek veya 1 yemek kaşığı kuru üzüm*Domates, salatalık



   SINAVLARA HAZIRLIKTA AİLELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR

   Sınava hazırlık aşamasında gençlerin ilgili ve anlayışlı aile beklentileri daha da artmaktadır.
   Anne ve babaya düşen önemli görevler,ailesinin bütçesini zorlayarak en iyi eğitim imkanlarını sunmak ve ona çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir.
   Sınava hazırlanan gence yardım konusunda aile bireylerinin en çok dikkat etmeleri gereken nokta ona her fırsatta değerli olduğunu hissettirmek ve sınavda başarılı olsa da, olmasa da bunu kendileri açısından değişmeyeceğini vurgulamaktır.

 &nbsp ; ÇOCUKLARINIZA NASIL DAVRANMALI VE NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?
   Bir çok veli bu başlığı okuduğunda "Çocuğuma nasıl davranacağımı kim bana öğretebilir?"şeklinde bir soru sora bilir.
Buradaki amacımız çocukların nelerden hoşlanmadığını ve kaygı düzeylerini nelerin yükselttiğini görebilmenizi sağlamaktır.
   Bu sebeple aşağıda sıraladığımız hususlara özellikle dikkat etmeniz yararlı olacaktır.
1-Çocuğunuzu dinlemelisiniz.
2-Çocuğunuzun duyguları sizinkinden ne kadar farklı olursa olsun onun duygularını da kabul etmelisiniz.
3-Sınav başarısını hayattaki tek amaç gibi göstererek çocuğunuzda isteksizlik ve tedirginlik yaratmamalısınız.
4-Çalışmasını sağlamak için tehdit edici ve suçlayıcı sözlerden kaçınmalısınız.
5-Başkaları ile kıyaslanmak gençlerin en sevmediği davranıştır.(kardeşleri bile olsa..)
6-Kabiliyetlerini fark edip teşvik etmelisiniz.
7-Onun çalışmalarını takip etmeli ama bunu onu telaşlandırmadan ve sıkmadan yapmalısınız.
8-Bu dönemde gençler çabuk karar verir, çabuk karar değiştirirler,sabırlı olmalısınız.
9-Sorunlarında yanında olmalı ama sorunlarını kendisinin çözmesi için cesaretlendirmelisiniz.
10-Okul PDR servisi ile devamlı işbirliği içinde olmalı, gerektiğinde yardım almaktan çekinmemelisiniz.
11-Onların sınırlarını zorlamayıp, bireysel farklılıklarının olduğunu unutmamalısınız.
12-Öğrencilerin çalışmaya ihtiyaçlarının olduğu kadar dinlenmeye de ihtiyaçları vardır.Bu sebeple süre olarak çok çalışmanın değil verimli çalışmanın önemli olduğunu bilmeli ve gereksiz baskıdan uzak durmalısınız.
13-Onunla sınav dışında değişik konularda
sohbet ederek iletişiminizi güçlendire
bilirsiniz.

 Çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim kurabilmeniz için;
1-Yıkıcı eleştirilerden kaçının.Yapıcı ve olumlu yönde tavsiyelerde bulunun.
2- Konuşmayı ertelemeyin.
3-Çocuğunuza karşı iyi bir dinleyici olun.Onu kendinden bahsetmesi için cesaretlendirin.
4-Çocuğunuzun kendini önemli hissetmesini sağlayın ve bunu içtenlikle yapın.
5-Onun fikrine saygı gösterin ve asla "sen anlamazsın "demeyin.
6-Eğer hatalıysanız bunu hemen kabul edin.
7-Bırakın konuşmanın çoğunu çocuğunuz yapsın.Konuşmasına fırsat tanıyın.
8-Empati kurun,yani onun duygularını anlamaya çalışın.
9-Konuşmaya içten bir iltifat ve övgüyle başlayın.
10-Her zaman onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi hissettirin.

 

  • Onun yetenek ve kapasitesini iyi değerlendirmelisiniz.
  • Dershane ve okulla devamlı işbirliği içinde olmalı ve yardım almalısınız.
  • Çocuğunuzu yetenek ve ilgileri konusunda ileriki yıllarda başarılı olabileceği okulu seçmesinde destekleyici olmalısınız.

 



Aileler çocuklarını okula göndererek hem çocukları için hem de kendileri için farklı bir sosyal ilişki başlatmış oluyorlar, bu ilişki de aile-çocuk-öğretmen ilişkisidir.

Çocuğunuzun, okuldaki başarısını etkileyen “okul içi ve okul dışı olmak üzere” birçok sebep vardır. Okul dışı etkenler söz konusu olduğunda, çocuğunuzun derslerindeki başarısında en önemli belirleyici unsur siz olursunuz. Çocuğunuzla kuracağınız iletişimin kalitesi, okul ve öğretmeni ile gerçekleştireceği işbirliği düzeyi, çocuğunuzun başarısına önemli katkılarda bulunur.

Psikolog İbrahim Ertabak: “Çocuğunuzun okul başarısının artmasını sağlamak için öncelikle onu iyi tanımalısınız. Eğer, iyi tanımıyor, onun olumlu ve olumsuz davranışları hakkın da yorum yapamıyor, içinde bulunduğu yaş grubunun psikososyal özelliklerini bilmiyorsanız, öğretmeniyle olan ilişkiniz sağlıklı olmayabilir.” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor. “Sağlıklı bir öğretmen-aile işbirliğinin yolu, aile ve öğretmen arasında, öğrenciyle ilgili sağlıklı bilgi akışının olmasından geçer.”

Öğretmen –aile iletişiminin güçlendirilmesi, çocuğunuzun okul başarısını yükseltebileceği gibi, okuldaki disiplin sorunlarını da yaşamasını engeller.


Aile-çocuk-öğretmen ilişkisinde her öğe ayrı bir önem taşımaktadır ancak bu öğelerin birbirleriyle olan ilişkileri daha da önemlidir. Bu nedenle, çocuğunuzu okula gönderdiğinizde, sağlıklı bir ortamda eğitim alabilmesi için bu ilişkinin de sağlıklı olmasına özen göstermelisiniz. Çocuğunuzun öğretmeni ile kurduğunuz sağlıklı ilişkide hem onun daha başarılı olması için bir ortam yaratmış olur hem de öğretmenini daha iyi tanımış olursunuz. Böylelikle kendinizi rahat hissedersiniz.

Uzmanlara göre aile- öğretmen ilişkisi ne kadar sağlıklı olursa çocuk-öğretmen ilişkisi de o kadar başarılı oluyor. Öğretmeniyle kurduğunuz iyi ilişki sonucunda, çocuğunuza, öğretmeninin gözüyle bakar ve ihtiyaçlarını daha iyi anlarsınız.

Okul, çocuğunuzun yaşamında ailesinden sonra katıldığı ilk toplumsal kurumdur. Okul döneminin yalnızca başarılması gereken dersler ve sınavlardan ibaret olduğunu düşünmemelisiniz. Çocuğunuz, öğretmen ve arkadaşlarından oluşan bu toplumda “yerini alma gibi”, üstesinden gelmesi gereken yeni bir durumla da karşı karşıya kalır. Aslında bu dönem yalnızca çocuğunuz için değil, sizin için de heyecan ve tatlı yorgunlukları beraberinde getirir. Çocuğunuzun okul çağını en verimli şekilde geçirmesi, akademik bilgileri yeterli düzeyde almasının yanında, size ve öğretmenlerine önemli görevler düşmektedir.

Yaşamın her alanında olduğu gibi çocuğunuz, öğrenim döneminde de aşılması gereken birtakım güçlüklerle karşılaşabilir. Okul yaşamı sürecinde çocuk-aile ve okulu karşı karşıya getiren en yaygın sorun okul başarısızlığıdır. “Okul başarısızlığı” çocuğunuzun akademik bilgiyi yeterince edinemediğinin, içinde bulunduğu eğitim sisteminin, ölçme araçlarıyla tespit edilmesi olarak tanımlanabilir. Bu sorunu, öğretmeniyle birlikte kolaylıkla çözümleyebilirsiniz. Sorunun nedeni ve çözüm seçenekleri her çocuk için kendine özgü farklılıklar gösterse de, başarısızlık nedenleri genel çerçevede birkaç başlık altında toplanabilir.



Kanatlardan Saldırılar
Satrançta ustalar için tahtanın her bölgesi önemlidir. Açılışta oyuncular tabii ki merkez için mücadele ederler ama merkezde sonuç alınmadığında kanatlardan saldırılar gelmeye başlar. Yeni flaş dersimizde, Siyahın Vezir kanadı saldırısı oyunu tam kazanıyormuş gibi gözükürken Blackburne'ün yaratıcı bir biçimde Şah kanadından oyunu bitirdiğine tanık oluyoruz. Yeni flaş satranç dersimiz Blackburne - Lipshutz oyunu! 



SATRANCIN FAYDALARI 

Satranç ustaları satranç oynamanın genel zeka, kendi kendini kontrol ve analitik yeteneği arttırdığını söylüyorlar. Bu yüzden okuma yetenekleri artıyor.

  1. Kötü  alışkanlıklar edinilmesine engel olur. 
  2. Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavratır. 
  3. Süratli, doğru  ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla  yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.
  4. Kişiliği ve karekteri olumlu yönde etkiler ve geliştirir.
  5. Kendine güven" duygusu aşılar ve bunu geliştirir.
  6. Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak,  bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya ve bireysel doğru kararlar alabilmeye yardımcı olur.
  7. Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır. 
  8. Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavramasına  yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.
  9. Konulara karşı şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.
  10. Kişileri düşünen, araştıran, yargılayan varlıklar haline getirir ve  yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.
  11. Başarıya ancak ve ancak sistemli ve disiplinli bir çalışmayla varılabileceğini gösterir.
  12. Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benimsetir.
  13. Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.
  14. Başarılardan büyük hazlar duyarak daha da başarılı olmaya yönlendirir.
  15. Yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.
  16. Kişilerin olumsuz bir yönünü, eksikliğini, veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.
  17. Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.
  18. Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının zenginleşmesine yardımcı olur.
  19. Satrancın yararlarını gösteren bütün bu maddeler, Milli Eğitimin de temel amaçlarındandır, Türk Milli  Eğitimi’nin  öğrenciler tarafından kazanılmasını istediği temel davranışlardır. Bu kadar pozitif etkisi olan bir araç kesinlikle bir 'EĞİTİM ARACI'dır.

Yeryüzünde başka hiçbir araç, bu kadar olumlu davranışların hepsini birden bireylere kazandıramaz!



                                                       RESME TIKLAYINIZ

 









 

16 ADIMDA TEST ÇÖZME BECERİSİ KAZANMA

  • Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz.

  • Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir. Bu yüzden 180 soru için 180 dakika süre tanınmaktadır.

  • Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın.

  • Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın.

  • Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin.

  • Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun.

  • Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin

  • Bütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister.

  • İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur. 

  • Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.

  • Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın.

  • Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.

  • Uzun paragraftan oluşan soruları “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır.

  • Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir.

  • Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.

  • Sayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın.



" Nasıl Başarılı Oldum ?”


Derslerinde başarılı olan öğrencilere yıllarca şu soruyu hep sordum ; “Nasıl çalışıyorsun, ne yapıyorsun da başarılı oluyorsun ?” ve her defasında aynı cevapları aldım ; “Öğretmenim , aslında çok fazla ders çalışmıyorum. Dersi derste anlamam yeterli oluyor. Bunun için de derse önceden hazırlanarak geliyorum ve dersi derste iyi dinliyorum ve anlıyorum. Eve gidince de mutlaka, o günkü gördüğüm derslerin tekrarını ve ödevlerini yapıyorum. Yapamadığım soruları da ertesi gün arkadaşıma ya da öğretmenime soruyorum. Üstelik bu çalışmalar benim fazla zamanımı almıyor. Çünkü, bunları her gün yapıyorum, biriktirmiyorum.”

 

Başarılı öğrencilerin söylediklerinden de anlaşılacağı üzere; başarılı olmak için öyle gece gündüz çalışmak gerekmiyor. Az ama her gün çalışmak yeterli olabiliyor. Derslerinde başarılı olan öğrencilerin çalışmalarını şu dört adımda özetleyebiliriz :

 

1.       Adım : Ön hazırlık yaparak derse girmek.
2.     Adım : Dersi derste iyi dinlemek.
3.     Adım : Günlük tekrarları ve ödevleri yapmak.
4.   
Adım : Yapılamayan soruları ertesi gün arkadaşa ya da öğretmene sormak.

 

Şimdi size sormak istiyorum ; bu adımların her birine baktığımızda bunları uygulamak zor mu ? Kolay olduğunu hepiniz içinizden geçiriyorsunuz-dur eminim. Gerçekten de çok kolay ve bir o kadar da zevkli. Fakat bu işin tek bir zorluğu var ki, o da ; düzenli ders çalışma alışkanlığı yerine erteleme alışkanlığınızın olmasıdır. Yani siz, az ama her gün çalışarak yüksek başarılar elde edebilecekken, çalışmalarınızı erteleyerek biriktiriyorsunuz, sonra da çok çalışsanız dahi istediğiniz oranda başarılı olamıyorsunuz. Hatta konular birikmiş olduğundan böyle bir yükün altına girmek size zor geliyor, çalışmak bile istemiyorsunuz.

 

Bu nedenle çalışmalarınızın kolay ve zevkli olmasını istiyorsanız günü gününe, az ama her gün çalışmanız gerektiğini asla unutmayın.

 

 

 

“Damlayan su taşı deler.
Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.”

Atasözü

 

-II-

 

 AİLENİZİN SİZDEN BİR BEKLENTİSİ VAR:

                                        DERSLERİNİZE ÇOK ÇALIŞIP BAŞARILI OLMANIZ 

OYSA YAPMANIZ GEREKEN, ÇOK ÇALIŞMAK DEĞİL VERİMLİ ÇALIŞMAK 

    Öyleyse;

•         ÖĞRENMEK NEDİR?

•         NASIL ÖĞRENİYORUM?

•         VERİMLİ DERS ÇALIŞMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİM?

 

 

sorularını yanıtlamalısınız.  

 

ÖĞRENME 

      Bilgileri ezberlemek, tanımları tarihleri formülleri bilmek, bilgileri zihnimize hapsetmek değildir.  Öğrenme, kısa bir tanımla YENİ DAVRANIŞLAR EDİNMEKTİR

Örneğin, size:  “Sınavlarda bilmediğiniz soruları boş bırakın!” desek, boş bırakmayı öğrenmiş olur musunuz?” HAYIR! Peki, bizler sizin bu bilgiyi öğrendiğinizi ne zaman anlarız?

Sınavlarda bilmediğiniz soruları boş bırakmaya başladığınızda boş bırakmayı öğrendiğinizi anlarız.      

     ÖYLEYSE, ÖĞRENME, DAVRANIŞTA GÖZLENEBİLİR DEĞİŞMEDİR; DENEYİMLERİN SONUNDA KAZANILIR VE SÜREKLİDİR.  

 TEKRAR     

       Öğrenmenin kalıcılık kazanması için, edinilen bilgilerin tekrar edilmesi gerekmektedir. Tekrar edilmeyen bilgiler unutulur.  

Tekrar Nasıl Yapılır?       

1. Aşama:      * Öncelikle tekrar edeceğiniz konuyu ana hatlarıyla gözden geçiriniz.

                         * Konuyla ilgili genel bilgi edininiz. 

2. Aşama:      * Konuyu öğrenebileceğiniz parçalara ayırınız. Örneğin, 1.Dünya Savaşı üç parçaya ayrılarak öğrenilebilir:

                              a. 1. Dünya Savaşı öncesi

                              b. 1. Dünya Savaşı

                              c. 1. Dünya Savaşının Sonuçları 

3. Aşama:      * Konuyu özenle okuyunuz. 

4. Aşama:      * Konuyu okurken önemli bilgileri, anahtar sözcükleri yazınız ya da şema yapınız.

                         * Yazdıklarınızın akılda kalması için kendi tümcelerinizi kurunuz.

                         * Özetlerken benzerlik ve farklılıkları, neden-sonuç ilişkilerini göz önünde bulundurunuz.

                         * Şema, bilgilerin gruplandırılmasıdır. Gruplandırdığınız  bilgileri daha kolay öğrenirsiniz,

 5. Aşama:      * Son tekrarınızda yeni  öğrendiğiniz bilgilerle eski bilgileriniz arasında bağlantı kurunuz. 

                        SINIFTA ÖĞRENDİĞİNİZ BİLGİLERİ 5 AŞAMADA TEKRAR ETTİNİZ. 

SONUÇ: 

                          Bilgiler, kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe yerleşmiş oldu. Sınıfta öğrendiğiniz konuyu eve gidince tekrar etmezseniz bilgilerin %80’ini unutursunuz. 

                          Öğrendiğiniz bilgileri kullanmazsanız unutursunuz. 

                          Bilgileri kullanmanın en iyi yolu, tekrar ettiğiniz konuyla ilgili sorular çözmektir.

                           Öğrenmek için istekli ve kararlı olmalısınız. 

ÖĞRENMEYİ KOLAYLAŞTIRACAK YÖNTEMLER:

 1. AMACINIZI BELİRLEYİNİZ. 

 2. ÖĞRENME ORTAMINIZI DÜZENLEYİNİZ. 

3. ZAMANINIZI VERİMLİ KULLANINIZ. 

4. PROGRAMLI ÇALIŞINIZ. 

5. DİKATTİNİZİ TOPLAYINIZ. 

6. ÖNCELİKLERİNİZİ BELİRLEYİNİZ. 

Düşlerinizin gerçekleşmesini istiyorsanız, öncelikle uykudan uyanmalısınız.. 

 

AMACINIZI BELİRLEMENİZ; 

*Dikkatinizin dağılmamasını sağlar; 

*Daha az düş kurmanıza, 

 *Planlı ve programlı çalışmanıza yardım eder. 

ÇALIŞMA ODANIZ NASIL OLMALI? 

*Öğrenme ortamınızda dikkatinizi dağıtacak resim, afiş, poster gibi şeyler bulundurmayınız. 

*Ders çalışırken cep telefonunuzu mutlaka kapatınız. 

*Çalışmaya başlamadan önce gerekli araç ve gereçleri hazırlayınız. 

*Mutlaka masada çalışınız 

ZAMANIMI EVDE NASIL KULLANMALIYIM?

Evde ders çalışma sürenizi, öteki etkinliklerinizi de göz önünde bulundurarak, belirleyiniz. Ders çalışmaya, eve girer girmez değil; dinlendikten sonra başlayınız. 

Aynı günde birden çok ders üzerinde çalışmanız gerektiğinde hangi dersten başlayacağınıza karar veremediğiniz anlar oluyor mu? 

Bu soruya yanıtınız EVET’se sizin planlı çalışmayı bilmediğiniz söylenebilir. Zaman kaybını önlemek, üzerinizdeki baskı ve kararsızlıktan kurtulmak,

Çalıştığınız ders üzerinde yoğunlaşmak istiyorsanız programlı çalışmalısınız.

 

Başarılı insanların her zaman bir programı, başarısız insanların ise her zaman bir mazereti vardır.

 

 YAŞAMDA BAŞARILI OLMAK İSTİYORSUNUZ. 

BAŞARIYA ULAŞMAK İÇİN NELER YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ BİLİYORSUNUZ. 

BUNLARI NİÇİN YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ DE BİLİYORSUNUZ. 

YAPMAZSANIZ NELER KAYBEDECEĞİNİZİ BİLİYORSUNUZ. 

YAPARSANIZ NELER KAZANACAĞINIZI DA BİLİYORSUNUZ. 

BİR BAŞLASANIZ BAŞARILI OLABİLECEĞİNİZİ DE BİLİYORSUNUZ 

O ZAMAN,  NE BEKLİYORSUNUZ… 




21 Yorum - Yorum Yaz

 

Fen ve Teknoloji Dersine Nasıl Çalışmalıyım?

Aşağıda etkili ders çalışma metodları verilmiştir. Bu metodları kendinize rehber alarak işinizi kolaylaştırabilirsiniz.

 

·                    Dersi derste öğrenmek en iyi yöntemdir.  Kaçırdığınız ya da anlamadığınız bölümleri öğretmeninize sorun veya daha sonra sormak üzere notlar alın. Unutmayın! Okulda öğrenemediğiniz Fen ve Teknoloji -Fen Bilgisini dersini başka bir yerde kolay kolay öğrenemezsiniz.

·                    Ders sırasında kendi yöntemlerinizi geliştirin. Örneğin, ders esnasında kendi notlarınızı tutmanız ya da hatırlatıcı noktaları işaretlemeniz, tekrar yaparken ve sınavlara çalışırken yararınıza olacaktır.

·                    Konularının zihinde kalıcı olması için konuyu, dersi dinlediğiniz akşam mutlaka en az 10 dakika tekrarlayın.

·                    Öğrenilen konulara yönelik sorular çözün. Soru çözümüne, kolaydan zora doğru ve özellikle çözümü yapılmış sorulardan başlamanız daha yararlı olacaktır.

·                    Formülleri ezberlemeye çalışmayın! Onun yerine daha kolay bir yöntemi uygulayın; formülü sık sık kullanın ve o bölümle ilgili bol bol örnekler çözerek hafızada kalıcı olmasını sağlayın.

·                    Ders çalışırken başarılı olmanız için odanızın fiziki şartlarını ders çalışmaya uygun hale getirin. Dikkatinizi dağıtabilecek; müzik, TV, bilgisayar, oyuncak, poster ve telefon gibi etmenleri çalışma ortamınızdan uzak tutun.

·                       Unutmayın! En büyük düşmanınız önyargılarınızdır. Fen Bilgisi dersi asla başarılamayacak bir ders değildir! Bu düşünceyi her zaman kendinize fısıldayın ve başarabileceğinize kendinizi inandırın.

Fizik nasıl öğrenilir?

  • İlk olarak yapılması gereken iş, fiziğe karşı olan ön yargıdan kurtulmak olmalıdır. Fizik konularına cesaretle yaklaşmalı, bu dersi başarabileceğimize inanmalıyız. Unutulmamalı ki Einstein gibi insanlar önceleri kabiliyetsiz, düşünme özürlü zannedilirken sonraları inançları, kendilerine güvenleri ve azimleri sayesinde dünya çapında büyük düşünür ve bilim adamı haline gelmişlerdir.
  •  Fizik dersinin birçok dersten farklı yanı günlük hayatta kullanılan veya gerçekleşen olayların bu dersle ilgisi olmasıdır. Bu nedenle öğrendiklerinizin günlük hayatla bağlantısını kurmanız öğrenmenin verimini artıracaktır.
  • Çalışmalarınızı düzenli olarak yapmalısınız. Bunun için çalışma plânınızda fizik konularına periyodik olarak yer verin.
  • Ders çalışırken anlamadığınız ya da kafanıza takılan noktaları not etmeli, öğretmenlerinize sormalısınız. Akıllı insan aklını kullanır, ondan daha akıllısı başkalarının aklını da kullanır.

 

KİMYA
Kimya konuları:
Maddenin Yapısı, Özellikler ve Etkileşimlerini inceler. Kimya konularında gözlemlerin nasıl formüle edildiği, analitik düşünce ve problem çözme yeteneğinin nasıl kazanılacağı öğrenilir.
Kimya dersinde önyargıyla yaklaşıldığında karmaşık bir ders gibi görünse de konular dikkatlice dinlenildiğinde kolay anlaşılır bir ders oldu görülecektir. Bu konularla ilgili örnekler iyi öğrenilmeli, benzer nitelikle örnekler bulunarak çözülmelidir.
Kimya soruları hangi niteliklere sahiptir?
Kimya problemlerinde güçlük çekilmesinin sebebi, problemde geçen kimyasal prensipleri, kullanılan terim ve birimlerin anlaşılamamasıdır. Bu nedenle problem dikkatlice okunmalı, bütün terimlerin ve birimlerin anlamı kavranıldığından ve soru ile ilgili gereken kimyasal prensiplerin bilindiğinden emin olunmalıdır.
Kimya konularında başarılı olabilmek için hangi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır?
- Kimya konuları birbiriyle bağlantılıdır. Madde ve özellikleri konusuyla çözeltiler, kimyasal hesaplamalar ile mol kavramı arasında bağlantı kurulabilir. Bu nedenle kimya konuları öğrenilirken bir bütün şeklinde düşünülmelidir.
Kimya konuları çalışılırken hangi yardıma kaynak ve materyallerden yararlanmak gerekir?
-         Konular derste anlaşıldıktan sonra ders notlarından tekrar edilmeli ve çözülmüş örnekler tekrar çözülerek anlaşılamayan kısımlar tespit edilmelidir.
- Konuyla ilgili kavrama testleri, kitaptaki test ve soru bankasındaki sorular eksiksiz çözülerek konular pekiştirilmelidir.


BİYOLOJİ
Biyoloji Konuları;

Canlılar bilimi olarak da adlandırılan biyoloji ile ilgili sorular,
-         Hücre,
-         Fotosentez ve Solunum,
-         Canlılarda çoğalma
-         Kalıtım, Sistemler,
-         Tek Hücreli Canlılar,
-         Bitkiler ve Hayvanlar Alemi gibi konulardan oluşmaktadır.
Biyoloji nasıl dinlenmeli ve bu dersle ilgili bireysel çalışmalarda nelere dikkat edilmelidir?
- Biyoloji dinlenilirken anlatılanların yaşamla ve çevreyle ilgili olduğu bilincine varılmalıdır. Öğretmen tarafından vurgulanan kısımlara dikkat edilmelidir.
- Sebep – sonuç ilişkileri dikkate alınarak ezberden kaçılmalıdır.
- Konu ile ilgili şekil, grafik tablo ve diğer yardımcı unsurlar iyi incelenmelidir.

- Temel kavram ve ilkeleri kolay hatırlayabilmek için anlaşılabilir kelime veya sembollerden faydalanmak doğru olacaktır. Biyoloji soruları hangi niteliklere sahiptir? Bu sorular çözülürken nerelere dikkat edilmelidir?

- Biyoloji soruları genellikle olaylar arasında bağlantı kurmayı grafik ve tabloları iyi okumayı gerektiren sorulardır.
- Sorularda başarılı olabilmek için koruya hakim olmak gerekir.
- Şekil sorularında şekli dikkatle incelemek ve bu tip sorulara aşinalık gerekmektedir.
- Paragraf tipi sorularda cevap sorunun içinde olduğu için dikkat gerektirmektedir.
Biyoloji konularında başarılı olabilmek için hangi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır?

- Konular eksiksiz yani konu kaçırılmadan dinlenilmelidir. Canlı varlıklara karşı ilgili bir zihinsel hazırlık ve merak güdüsü biyoloji öğrenmeyi kolaylaştırır.
-Yardımcı kaynaklar ve materyallerden, biyoloji atlaslarından, şekillerinden, grafik ve tablolardan faydalanılmalıdır.




19 Yorum - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi11
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret4117547
Her güne bir hadis

Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 1°